2025’te ‘İnsiyak’ Belirsizliğe karşı…
Ünlü bir tespittir; “Toplumsal yaşam [belki de yaşamın tamamı] tercihleri akıl, fikir ve ruhla yönetebilme durumudur”…
Aslında bu sürecin neredeyse tamamı belirsizliklerle doludur… İstanbul Teknik Üniversitesi efsanevi hocalarından Prof. Dr. Salih Murat Uzdilek’in o güzelim tanımını akıllardan çıkarmamak iş dünyasına ‘iyi gelebilir’: “İnsan bir gemi. Fikri yelkeni. Aklı dümeni. Kullan gemini göreyim seni…”
Türk bilge Kaanlarından Tonyukuk’a ait olduğu bilinen o sözü de ekleyelim listeye: “Göz o ki dağın arkasını göre; akıl o ki başına geleceği bile…”
Demesi kolay, yapması hiç de kolay olmayan durumlardan biridir: Belirsizlik ortamlarında ‘doğru karar’ verebilmek…
Daniel Kahneman, psikoloji bilimi kökenli kariyeri içinde Nobel Ekonomi ödülünü alabilmesini biraz da bu ortamlar için ürettiği kuramlara borçludur. “Beklenti Teorisi”ni Amos Tversky ile birlikte kuran Kahneman’ın, bireylerin riskli ve belirsiz koşullardaki karar ve tercih süreçleriyle ilgili araştırmaları iş, ilişki ve iletişim dünyasına ışık tutmaktadır…
İşin ilginç yanı, ‘belirsizlik ortamlarında karar alma’ süreçlerinin gösterdikleri karakteristikleri milletlerin ortak ruhi şekillenmelerine (fıtratlarına) göre farklılıklar göstermesidir… Yani ‘evrensel’ matematik burada sükût eder…
Çünkü belirsizlik ortamlarında ‘insiyak’ girer devreye, yani önsezi… Yani hissiyat… Yani soyutlama… Determinist düşünme hissetme yeteneği… Duygular vb. hasletler…
Gazi Mustafa Kemal’in harar alma süreçlerini “Nutuk”tan takip etmekte büyük yarar vardır… Hangi verilere dayalı analiz ve sentezler, hangi evrensel doğrular, anket çalışmaları Gazi’ye o yolu yürütürdü… Belki tersine o yöntemlerle yola çıksaydı, Bandırma’ya binip gerisin geriye İstanbul’un yolunu tutabilirdi… O zaman kimse de kendisini eleştiremezdi… Öyle ya onca belirsizliğin içinde ne yapabilirdi ki…
İçinden geçmekte olduğumuz günlerde 2025 ve sonrası için projeksiyon yapmaya çalışanlar, bütçe ve yatırım gelişim planları yapanlar benzer bir ortamla karşı karşıyalar…
Gelecek yıl enflasyon, dolar ne olacak… Makro ekonomik göstergelerdeki iyiye gidiş, halkın satın alma davranışlarına nasıl yansıyacak; hangi sektörler gelişecek hangileri gerileyecek, ya da yerinde sayacak; kredi olanakları ne boyutta genişleyecek vs.
Bu listeyi uzatmak mümkündür… Saraçhane medyası bu listenin onlarcasını yayınlayabilir…
Peki, iş dünyası ne yapacak…
İşte benim 2025 ve sonrası için naçizane önerim:
Aslında bu sürecin neredeyse tamamı belirsizliklerle doludur… İstanbul Teknik Üniversitesi efsanevi hocalarından Prof. Dr. Salih Murat Uzdilek’in o güzelim tanımını akıllardan çıkarmamak iş dünyasına ‘iyi gelebilir’: “İnsan bir gemi. Fikri yelkeni. Aklı dümeni. Kullan gemini göreyim seni…”
Türk bilge Kaanlarından Tonyukuk’a ait olduğu bilinen o sözü de ekleyelim listeye: “Göz o ki dağın arkasını göre; akıl o ki başına geleceği bile…”
Demesi kolay, yapması hiç de kolay olmayan durumlardan biridir: Belirsizlik ortamlarında ‘doğru karar’ verebilmek…
Daniel Kahneman, psikoloji bilimi kökenli kariyeri içinde Nobel Ekonomi ödülünü alabilmesini biraz da bu ortamlar için ürettiği kuramlara borçludur. “Beklenti Teorisi”ni Amos Tversky ile birlikte kuran Kahneman’ın, bireylerin riskli ve belirsiz koşullardaki karar ve tercih süreçleriyle ilgili araştırmaları iş, ilişki ve iletişim dünyasına ışık tutmaktadır…
İşin ilginç yanı, ‘belirsizlik ortamlarında karar alma’ süreçlerinin gösterdikleri karakteristikleri milletlerin ortak ruhi şekillenmelerine (fıtratlarına) göre farklılıklar göstermesidir… Yani ‘evrensel’ matematik burada sükût eder…
Çünkü belirsizlik ortamlarında ‘insiyak’ girer devreye, yani önsezi… Yani hissiyat… Yani soyutlama… Determinist düşünme hissetme yeteneği… Duygular vb. hasletler…
Gazi Mustafa Kemal’in harar alma süreçlerini “Nutuk”tan takip etmekte büyük yarar vardır… Hangi verilere dayalı analiz ve sentezler, hangi evrensel doğrular, anket çalışmaları Gazi’ye o yolu yürütürdü… Belki tersine o yöntemlerle yola çıksaydı, Bandırma’ya binip gerisin geriye İstanbul’un yolunu tutabilirdi… O zaman kimse de kendisini eleştiremezdi… Öyle ya onca belirsizliğin içinde ne yapabilirdi ki…
İçinden geçmekte olduğumuz günlerde 2025 ve sonrası için projeksiyon yapmaya çalışanlar, bütçe ve yatırım gelişim planları yapanlar benzer bir ortamla karşı karşıyalar…
Gelecek yıl enflasyon, dolar ne olacak… Makro ekonomik göstergelerdeki iyiye gidiş, halkın satın alma davranışlarına nasıl yansıyacak; hangi sektörler gelişecek hangileri gerileyecek, ya da yerinde sayacak; kredi olanakları ne boyutta genişleyecek vs.
Bu listeyi uzatmak mümkündür… Saraçhane medyası bu listenin onlarcasını yayınlayabilir…
Peki, iş dünyası ne yapacak…
İşte benim 2025 ve sonrası için naçizane önerim:
- İki kavram üzerine kafa yoracak: İnsiyak ve İnisiyatif
- “No risk no win” (risk almadan kazanç olmaz) düsturunu unutmayacak. (ailenin geleceği dışında her şey riske edilebilir)
- Aklından çok duygularına güvenecek
- Üç İ’nin (İstişare – İkna – İttifak) etkisini kullanmayı öğrenecek
- Her aşmayı ölçerek yakın ve uzak geçmişten çıkaracağı derslerle yolunu aydınlatacak…