Ali Saydam
  • Bersay
  • TV Yayınları
  • Röportajlarım
  • Entelektüel Mirasım
  • Yazılarım
    • Yeni Şafak Gazetesi
    • Marketing Türkiye
    • Z Raporu / Derin Ekonomi
    • TIMREPORT
    • Sabah Gazetesi
    • Akşam Gazetesi
    • Akşam Kitap Eki
    • Diğer
  • Kitaplarım
    • Algılama Yönetimi
    • Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?
    • İktidar Yalnızlıktır
    • Vazgeçmek Özgürlüktür
    • Perception Management
    • How to Lose Wives and Clients
    • Wahrnehmungs Management
    • Türkiye Perspektifinden Kamu Diplomasisi >
      • 16.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – UN RO-RO
      • 21.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – Ttec
      • 27.05.2015 - Media Relations - Yeşilay & AB - Staff Training Program
      • Siyasal İletişim Yönetimi - Marmara Belediyeler Birliği / Uludağ
      • Oradaydim Orada Olacagim
  • Galeri
    • Video Galeri
  • İletişim
  • Eng

İletişim ekonomisi ve boykot siyaseti üzerine… ​

Konu hayli aktüel… Biz bu ay, iki boyutuyla bakacağız: İlki, dünyadaki reklam bütçeleri konusu ve Türkiye’nin durumu. Diğeri ise ekonomiye zarar vererek karşı tarafa taleplerini dikte edip hızla ‘davranış değişikliği’ bekleyerek siyasi çıkar sağlamak için yapılan boykot çağrılarının etki ve tepkisi… 
Dijital pazarlama ajansı Cremicro’nun ifadesine göre; Türkiye’nin 2024 yılı tahmini Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) yaklaşık 1,3 trilyon dolar olacağı öngörülürken, aynı dönemde küresel reklam yatırımları ise 1 trilyon doları aşmış.  
Bu da dünya genelindeki reklam harcamalarının Türkiye ekonomisinin yaklaşık %80’i büyüklüğünde olduğu anlamına geliyor. Küresel reklam pazarındaki bu devasa hacmin 252,7 milyar dolarlık bölümünü sosyal medya reklamları oluşturmuş. Söz konusu tablonun, sosyal medyanın küresel ekonomideki rolünü pekiştirirken, Türkiye’de dijital pazarlama ve sosyal ticaretin yükselişine de zemin hazırladığı iddia ediliyor. 
Türkiye’de günde 2 saat 56 dakikasını sosyal medyada geçiren bir internet kullanıcısı en çok WhatsApp’ı (%86,2) tercih ediyormuş. Onu YouTube (%71,3) ve Instagram (%65,4) izliyormuş. Öte yandan 3,07 milyar aktif kullanıcıyla dünyada en yaygın kullanılan sosyal ağ hâlen Facebook imiş. 
Cremicro’nun altını çizdiği bir başka detay da ‘influencer pazarlaması’… Büyüme konusunda hızını hiç kesmeyen bu sektörün 2025’te 32,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşması bekleniyormuş. 2029 için öngörülen ise küresel pazarın 90 milyon dolara yükselmesiymiş.  
Dijital dünya, yatırımları ve büyüme hızı elbette bu kadarla sınırlı değil ama göz ardı edilmemesi gereken bir başka boyut, gazete, TV, radyo ve açık hava gibi reklam yatırımlarının geriye kalan yaklaşık yüzde 75’lik kısmını oluşturduğu gerçeğidir.  
Burada iletişim kuramı şunu sorgular; “İş hedefiniz ne kadar agresif?.. Hedef kitlenizi kimler oluşturuyor?... Peki bu hedef kitlenin en güvendiği ve en çok takip ettiği iletişim mecraları hangileridir?..” Markaların reklam yatırımı seçimlerini belirleyecek olanlar, bu soruların cevaplarıdır… Yoksa insanların yığınlar hâlinde belli mecralara yönelmeleri değil…  
Gelelim ikinci boyuta… Boykotların etkisi ve tepkisi ve meselesine… Bu hususta araştırma şirketi AREDA’nın değerli bir çalışması olmuş. Yıllar içinde ‘boykot’ ile ilgili yaptıkları eğilim anketlerinin sonuçlarını derlemişler…  
Buna göre; her boykot çağrısı toplumda aynı karşılığı bulmuyor… Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2020 yılında Fransız mallarını boykot etme çağrısını destekleyenler yüzde 63,4 ve 2023’te “İsrail markalarını boykot ediyorum” diyenlerin oranı yüzde 71,7 gibi çok ciddi boyutlardaymış.   
Ancak, “Özgür Özel’in bazı markalara karşı yaptığı boykot çağrısına tepkiniz nasıl?” sorusuna yalnızca yüzde 41,1 “Destekliyorum, katılacağım” cevabı vermiş. Geri kalan yüzde 58,9 çeşitli sebeplerle katılmayacağını beyan etmiş.  
Boykot, yukarıda da belirttiğimiz gibi ‘sonuç odaklı’ bir iştir. İletişimde ciddi bir yeri vardır. Sonuç alınmazsa; ısrar, felaket getirebilir. Bugün “Ekonomi amma zarar gördü” diye sevinen muhalefetin, nasıl bir itibar kaybına uğradığını ilk seçimde göreceğiz. ​
www.alisaydam.com - 2014