Ali Saydam
  • Bersay
  • TV Yayınları
  • Röportajlarım
  • Entelektüel Mirasım
  • Yazılarım
    • Yeni Şafak Gazetesi
    • Marketing Türkiye
    • Z Raporu / Derin Ekonomi
    • TIMREPORT
    • Sabah Gazetesi
    • Akşam Gazetesi
    • Akşam Kitap Eki
    • Diğer
  • Kitaplarım
    • Algılama Yönetimi
    • Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?
    • İktidar Yalnızlıktır
    • Vazgeçmek Özgürlüktür
    • Perception Management
    • How to Lose Wives and Clients
    • Wahrnehmungs Management
    • Türkiye Perspektifinden Kamu Diplomasisi >
      • 16.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – UN RO-RO
      • 21.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – Ttec
      • 27.05.2015 - Media Relations - Yeşilay & AB - Staff Training Program
      • Siyasal İletişim Yönetimi - Marmara Belediyeler Birliği / Uludağ
      • Oradaydim Orada Olacagim
  • Galeri
    • Video Galeri
  • İletişim
  • Eng

Ali Koç’un seçimi…

28 ekim 2025 yeni şafak

Fenerbahçe Olağanüstü Mali Genel Kurulu’nda, kulübün toplam borcunun 28 milyar 710 milyon TL olduğu duyurulmuş, Bakan vekili Murat Salar, bunun içerisinde kulübün yükümlülüklerinin de yer aldığını, öte yandan Fenerbahçe Spor Kulübü eski başkanı Ali Koç’un alacaklarından vazgeçeceğini taahhüt ettiğini belirtmişti.
Ali Koç da bir süre önce katıldığı TV yayınlarında Fenerbahçe’den alacağı gösterilen miktarın yalnızca muhasebe aşamaları nedeniyle bulunduğunu, söz konusu parayı asla geri almayacağını açıklamıştı. Koç, böylece 3 milyar 510 milyon TL’yi Fenerbahçe’ye bağışlamış oluyordu…
Ali Koç’un Fenerbahçe’ye bağlılığını takdir etmekle birlikte, olay, bizim iletişim danışmanı arkadaşlar arasında ‘münazara’ konusu hâline geldi… 
Ana soru; “Koç Holding hissedarları buna ne diyecek” idi… Kimileri ‘etki etmez’ derken kimileriyse ‘olumsuz’ yansıyacağından yanaydı… Olumlu yansır diyen ise yok denecek kadar azdı…
Kısacası “Bence” ile başlayan cümleler havada uçuştu ki bu husustaki düşüncelerimiz malum; rahmetli Kürşat Bumin’in deyişiyle “Bence diye başlayan cümleler; bir fikri değil, insanın ruh hâlini bildirir!”
Oysa yapılması gereken, önce dönüp konunun muhatabının, hedef kitle ve paydaşların ne düşündüğüne, ne hissettiğine bakmaktır… Firmalara, siyasetçilere, iletişimcilere sık sık tavsiye ettiğimiz, ancak bir türlü alışkanlık hâlini alamamış bir ‘poll’ (kısa anket) burada hemen devreye girebilirdi işte…
AREDA Survey’den kardeşimiz Yusuf Akın bu hususta imdadımıza koştu… Pazar akşamı kendisiyle konuştuk; sonuç, Pazartesi günü saat 15.00’te grafikleriyle birlikte elimizdeydi…
Türkiye geneli 642 örneklemle gerçekleştirilen bu çalışmaya göre; Ali Koç’un Fenerbahçe’ye 3 milyar 510 milyon TL hibe etmesini olumlu bulanların oranı yüzde 61,1 imiş. Fenerbahçe taraftarları içinde ise bu oran yüzde 96,6’ya kadar çıkıyor. 
Picture
İkinci soru; Holding’in geleceğini çok yakından ilgilendiriyordu: “Ali Koç’un Fenerbahçe’ye 3 milyar 510 milyon TL hibe etmesi Koç Holding’e bakış açınızı nasıl etkiledi?
Picture
Holding açısından korkulacak bir şey olmadığı anlaşılıyor… Çünkü Koç’un bu kararını ‘olumsuz’ karşılayanlar yalnızca yüzde 16 ile sınırlı kalırken, yüzde 60’ı aşan kahir çoğunluk bir ilgi kuramamış görünüyor…
Aynı soru takım tercihlerine göre analiz edildiğindeyse beklenebileceği üzere en çok Galatasaray (GS) taraftarlarının Holding’e bakışının olumsuz etkilendiği (yüzde 29,4) ifade edilmiş olsa da yine GS taraftarlarının geriye kalan ezici çoğunluğu (yüzde 70,6) kararı Holding’e bakışları açısından ‘etkisiz’ olarak yorumlamış…
Picture
Ölçümleme, kendini ilgili konuya ‘uzak’ ya da ‘yakın’ hissedenlerin sübjektif değerlendirmelerine teslim olmamak boşa vakit, para ve insan kıymeti sarf etmemek için çok önemli…
“Bence”lere teslim olarak iş yapmak, iletişim yapmak yalnızca “Havanda su dövmek” anlamına da gelmez… Nesnel ölçümlemelere dayanmadan aldığınız aksiyonlarla kendi krizinize neden olabileceğiniz gibi itibarınızı da zedeleyebilirsiniz…
Bu olayda Ali Koç Bey’in söz konusu seçimiyle ‘risk’ aldığı, ancak başta Fenerbahçeliler olmak üzere toplumun geneli nezdinde itibarına itibar kattığı görülüyor…
Buyurun TV’ye…
Televizyon İzleme Araştırmaları A.Ş.’nin (TİAK) çalışmasına göre; Eylül ayının tüm günlerinde Türkiye genelinde hanelerde günlük ortalama 5 saat 41 dakika televizyon izlenmiş. Bu, geçen yıla oranla ortalama 4 dakika fazlaymış.
Bir de ‘kişi başı televizyon izleme süresi’ne bakalım… O da 2024 Eylül ayına göre 9 dakika artarak 3 saat 10 dakikadan 3 saat 19 dakikaya yükselmiş.
Bu artışın toplumun tüm kesimlerinde yaşandığı anlaşılıyor. TİAK’ın araştırmasına göre; ‘Ana İzleyici Kitlesi’ olarak tanımlanan 20 yaş üzeri ABC1 Sosyo-Ekonomik Statüdeki izleyicilerde 3 dakika artış görülerek günlük izleme süresi 3 Saat 12 dakikaya, AB Sosyo-Ekonomik Statüdeki izleyicilerde 2024’e göre 4 dakikalık artışla 2 saat 49 dakikaya çıkmış.
Geniş kitlelere ulaşmanın, sesini duyurmanın yolu televizyon… Dijital medyanın büyülediklerine, sosyal medyanın ele geçirdiklerine yıllardır bunu söyler dururuz…
Bunu, haftalık olarak Türkiye’de yapılmış en az üç araştırma elimizden geçtiği için büyük bir rahatlıkla vurgulayabiliyoruz… Görüyoruz da konuşuyoruz yani…
Televizyon hem en çok izlenen olmaya devam ettiği gibi, hâlâ en güvenilir bilgi kaynaklarından da biri… O nedenle iletişim yapmak, mesajını halka ulaştırmak isteyen siyasetçi, firma sahibi, sivil toplum gönüllüsü, sanatçı kim varsa, kanal, yayın zamanı, program ve görünme frekansını doğru planlayarak TV’yi ihmal etmemeli…
 
Satış ve KSS bir araya gelmez…
Zeren Group çatısı altındaki Alfemo, yıl sonuna kadar Türkiye genelindeki mobilya alışverişlerinde yüzde 50’ye varan indirimler sunuyormuş. Ayrıca depremzedeler için de bir adım atmışlar…
Yeni evlerine yerleşimleri süren deprem bölgesindeki vatandaşlar için tüm kampanyalara ek indirimler sağlayan firma, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Adıyaman, Gaziantep, Osmaniye, Şanlıurfa ve Adana’daki mağazalardan yapılan alışverişlerde TOKİ konut tapusu veya devir belgesini ibraz eden müşterilerine ekstra yüzde 10 indirim uygulayacakmış.
Hayırlı bu iş için kendilerini kutlarız…
Öte yandan bazı kavramları hatırlatmakta da yarar olabilir… Çünkü bu türden çalışmalar kolayca Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) ile karıştırılabilir… Oysa KSS’ler bilabedel yapılan işlerdir. Topluma, çevreye sürdürülebilir bir katkı sunma amacıyla tasarlanır ve uygulamaya konulurlar. Başka bir deyişle sosyal sorumlulukta ‘satış odaklı’ davranışa yer yoktur. O nedenle mobilya firmasının kampanyasında Promosyon denilen pazarlama aksiyonu söz konusudur…
Bir de örneğin; “Bizden alışveriş yapın, sizin adınıza bir vakfa bağış yapalım… Ağaç dikelim…” türünden ‘Cause related marketing’ (sosyal amaca yönelik pazarlama) tekniği vardır ki o da adı üstünde ‘satış odaklı’ bir ‘pazarlama’ yöntemidir. Tüketiciyi sizin markanızdan alışveriş yapması için teşvik etme amacı taşır... 
www.alisaydam.com - 2014