Ali Saydam
  • Bersay
  • TV Yayınları
  • Röportajlarım
  • Entelektüel Mirasım
  • Yazılarım
    • Yeni Şafak Gazetesi
    • Marketing Türkiye
    • Z Raporu / Derin Ekonomi
    • TIMREPORT
    • Sabah Gazetesi
    • Akşam Gazetesi
    • Akşam Kitap Eki
    • Diğer
  • Kitaplarım
    • Algılama Yönetimi
    • Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?
    • İktidar Yalnızlıktır
    • Vazgeçmek Özgürlüktür
    • Perception Management
    • How to Lose Wives and Clients
    • Wahrnehmungs Management
    • Türkiye Perspektifinden Kamu Diplomasisi >
      • 16.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – UN RO-RO
      • 21.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – Ttec
      • 27.05.2015 - Media Relations - Yeşilay & AB - Staff Training Program
      • Siyasal İletişim Yönetimi - Marmara Belediyeler Birliği / Uludağ
      • Oradaydim Orada Olacagim
  • Galeri
    • Video Galeri
  • İletişim
  • Eng

Bambaşka bir Türkiye

​28 ağustos 2025 yeni şafak

Sayın Cumhurbaşkanı, nükleer bomba etkisi yaratacak bir deyişle yine gündemi belirledi:
“Kılıç kınından çıkarsa kaleme ve kelama yer kalmaz…”
Bir kez daha aynı endişeyi taşıyoruz… Bu anlamlı ve ilgili herkese parmak sallayan ifadenin ele alınıp iletişim boyutunda yönetilmesi gerekiyor. Ancak, mesaj alındı mı; tam emin değiliz…
“Türkiye Yüzyılı”, “Terörsüz Türkiye”, “Anadolu İhtilali” gibi Cumhuriyet tarihimizin kırılma noktalarına işaret eden, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından ciddiyetle ortaya atılmış başlıkların karşılaştığı kader, bu sözün de başına gelebilir… Yani, iletişim boyutunda hak ettiği derinlikte ele alınmayabilir…
Türkiye Cumhuriyeti, bu tespiti, bu deyişi kullanma kabiliyetine ve yetkisine her zaman haiz miydi?
Bizce hayır…
Örneğin; Kıbrıs Barış Harekâtı çerçevesinde ABD Başkanı Johnson, yolladığı mektupla bize had bildirmeye kalkabilmişti… ABD’nin ve bize silah satanların izni olmadan parmağımızı oynatamıyorduk… Zira Kıbrıs’taki katliama da bu mektuptan ancak 10 yıl sonra müdahale edebilmiştik…
Emperyallere karşı durmak; haysiyetli dış politika, güçlü savunma sanayi, sağlam bir silahlı kuvvetler ve istikrarlı iç politikayı gereksinirdi…
Bugün durum, bugün Türkiye bambaşkadır!..
Ancak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dile getirdiği sözün hakkı, mutlaka geniş kitlelerce anlaşılacak bir şekilde işlenmeli; iletişim stratejisinde ‘iç satın alma’ dedikleri ‘ikna süreci’ usulü veçhile yönetilmedir.
 
“Türkiye’miz kazansın!”
Bankalararası Kart Merkezi ve Discover Financial iş birliğiyle kurulan, açılımı Türkiye’nin Ödeme Yöntemi olan TROY’un üç reklam filmi bir süredir yayında.
Kutlarız! Neden mi?
Millî gurur temasıyla hazırladıkları kampanyada, Türkiye’yi başarıyla temsil eden üç değerli sporcu; A Millî Futbol Takımımızın kaptanı Hakan Çalhanoğlu, Kadın Millî Voleybol Takımımızın oyuncusu Zehra Güneş ile Dünya ve Avrupa Şampiyonu millî okçumuz Mete Gazoz rol almış.
Reklamda, sporcularımızın hepimizi gururlandıran başarılarına atıfla “Her zaman şampiyon olamayabilirsin… Ama ödemelerini TROY logolu kartınla yaparak her zaman ülkene kazandırabilirsin” mesajı verilmiş…
Başka bir deyişle, ülkemize hizmet etmenin, kazandırmanın farklı bir yolunun altı çizilmiş... O nasıl oluyor, diyenler için şöyle açıklamışlar: Ulusal kart şemamız TROY ile kartlı işlemlerde ödenen komisyon ve ücretleri yurt içinde kalıyormuş. Böylece ülke ekonomisine doğrudan katkı verilmesi sağlanıyormuş.
Kilit mesaj reklamın sloganında gayet güzel özetlenmiş: “TROY’la öde, Türkiye’miz seninle kazansın!”
Hedefi 12’den vuran, mesajını, derdini bu kadar iyi anlatabilen reklam filmlerine çok sık rastlanmıyor ama TROY bunu başarmış. Üstelik, birkaç defa izlenildiğinde sıkmayan, sürprizi olan, heyecanı yüksek bir anlatımla hem estetik hem de duygusal faydayı yüksek düzeyde tutmak da mümkün olmuş.
Metin yazarı, yönetmen ve tüm iletişim kadrosunun emeğine sağlık!..
 
 Böyle de olur ama öyle ‘daha’ doğru olur
Mutfak gereçleri markası Bambum Genel Müdürü A. Selman Yar, ülkemizi derinden sarsan orman yangınları ve ‘bilinçsiz ağaç kullanımı’ hakkında açıklamalarda bulunmuş.
Akasya, meşe, kayın, çam, köknar, gürgen, kestane ve şimşir gibi 50-60 yılda büyüyen ağaçların kesiminin doğaya onarılması çok zor hasarlar verdiğini belirten Yar, bambunun ise 6 ay gibi bir sürede kendi köklerinden hızla filizlendiğini ifade etmiş.
Sayın Genel Müdür’ün elinde sağlık açısından da güvenle tavsiye edeceği bir ürün varken hem de orman yangınları gündemde, ağaç kesilmesi ise sürekli rahatsızlık yaratan bir meseleyken bunu iletişime taşımaması düşünülemezdi.
Ancak, konu yönetimi reaktif değil, proaktif bir uygulamadır. Yani, orman yangınları sırasında değil, çok öncesinde başlanması ve sürdürülmesi gereken bir iletişim hamlesidir. Hele ki önermeniz; sattığınız ürünün tercih edilmesiyse, böyle zamanda çıkar sağlama amacında olduğunuzu istemeseniz dahi düşündürebilirsiniz.
O nedenle Firma’nın son derece iyi niyetle yaptığı bu iletişime halel gelmemesi için biraz daha stratejik davranılmasında yarar olabilir. Böyle de olur elbette ama uygun planlama ve zamanlama ile uzun vadeli hareket edilmesi yanlış anlaşılma riskini bertaraf edeceği için daha iyi olur.
 
Bizimkiler nerede?..
Eskişehir’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesinde yürütülen Küllüoba Arkeolojik Kazı Çalışmaları, yaklaşık 30 yıldır devam ediyormuş. Kazılarda son olarak 5 bin yıl öncesine ait mayalanmış ve pişirilmiş ekmek kalıntıları bulunmuş.
Bu keşif, mutfak kültürümüzde çok önemli bir yeri olan ekmeğin insanlık tarihinin en eski ve en temel besin kaynaklarından biri olduğunu kanıtlıyormuş. Kazılara 30 yıldır maya endüstrisinin temsilcilerinden Lesaffre Türkiye destek oluyormuş.
Harika bir gelişme, çok doğru bir iş birliği… Özellikle de Lesaffre için… Varoluş nedenine uygun, konu yönetimi çerçevesinde, yer aldığı ülkeye, bilim dünyasına ve mutfak kültürüne katkı sağlayan…
Peki ya bizim firmalar?!.. Onların aklına böyle önemli bir fenomenle yan yana durmak gelmedi mi acaba?!
Gelişmişliğiyle örnek gösterilen ülkelerde, özel sektörün desteği, katkısı son derece önemlidir… O nedenle keşke bizimkiler de ellerini taşın altına koysalar da hem kendi itibarlarına hem de ülkemize katkı sağlasalar…
Bu arada yazımız için detayları araştırırken Lesaffe’nin yaşıyla ilgili küçük bir kafa karışıklığı yaşadık. Bize ulaşan basın bülteninde “170 yılı aşkın tecrübe”den bahsedilirken web sitelerinin bir sayfasında 1853 yılında kuruldukları yazıyor ki; bu, 199 sene demek (https://lesaffre.com.tr/lesaffre-dunyasi/), yine kendi web sitelerinin başka bir sayfasında ise “165 yılı aşkın tecrübe” ifadesi (https://lesaffre.com.tr/hakkimizda-test/) yer alıyor… Müphemiyet negatif çalışır; bizden söylemesi… 
www.alisaydam.com - 2014