Ali Saydam
  • Bersay
  • TV Yayınları
  • Röportajlarım
  • Entelektüel Mirasım
  • Yazılarım
    • Yeni Şafak Gazetesi
    • Marketing Türkiye
    • Z Raporu / Derin Ekonomi
    • TIMREPORT
    • Sabah Gazetesi
    • Akşam Gazetesi
    • Akşam Kitap Eki
    • Diğer
  • Kitaplarım
    • Algılama Yönetimi
    • Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?
    • İktidar Yalnızlıktır
    • Vazgeçmek Özgürlüktür
    • Perception Management
    • How to Lose Wives and Clients
    • Wahrnehmungs Management
    • Türkiye Perspektifinden Kamu Diplomasisi >
      • 16.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – UN RO-RO
      • 21.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – Ttec
      • 27.05.2015 - Media Relations - Yeşilay & AB - Staff Training Program
      • Siyasal İletişim Yönetimi - Marmara Belediyeler Birliği / Uludağ
      • Oradaydim Orada Olacagim
  • Galeri
    • Video Galeri
  • İletişim
  • Eng

Bu iş mahalleden başlamalı…

17 şubat 2026 yeni şafak

Türk TV’lerindeki haber ve tartışma programlarını izleyenler acaba nasıl bir dünya ile karşı karşıya olduklarını düşünüyorlar? Ve başta çocuklar olmak üzere ‘maruz kalanlar’, bu haber trafiğinden nasıl etkileniyorlar?
Bir kere saat başı yayınlanan haber programlarında birkaç cinayet haberi mutlaka var. Annesini, ayrılmak üzere olduğu eşini, çocuklarını, hatta bunların hepsini birden kurşuna dizenler mi istersiniz, akran zorbalığı mı, her şey var… Esnafı, eğlence yerlerini kurşun yağmuruna tutanlar… Polis memurunu döve döve öldürenler… Ve nihayet TBMM’yi savaş alanına çeviren milletvekilleri… Güvenlik kameraları, şiddet konusunda caydırıcı bir unsur olacakken, onu aktaran araçlar hâline gelmiş durumlar…
 Bir de siyasi meseleler var tabii…. Katliamlar, soykırımlar, Orta Doğu’ya, Afrika’ya, Güney Amerika’ya, Grönland’a el koyma çabaları… Bahane hazır… “Bu haberler ‘rating’ yapıyor efendim!”  Malumunuz rating de reklam geliri, yani para demek …
İliklerimize kadar hissettiğimiz bu ‘medya dehşeti’nin nasıl zapturapt altına alınacağını inşallah sosyologlar ve psikologlar, iletişim uzmanlarıyla birlikte çalışırlar da siyasi otorite gerekli yasal düzenlemeleri çok geç olmadan hayata geçirir…
Bu manzara içinde siyasi iletişime dair az da olsa olumlu gelişme ve samimi uygulamalar yok mu? Var tabii ki… Ancak onları gündemimize kim sokacak acaba…
İşte ders niteliğinde olumlu bir siyasi iletişim uygulaması… Şöyle özetlemeye çalışalım… Ülkemizde siyasi iletişim genellikle lider odaklı yürütülür. Oysa liderlerin altındaki kadroların katılım ve kararlılıklarıyla sergileyerek ‘ikna’ sürecini tüm halka yaymak için çalışmaları son derece kritiktir…
AK Parti bu konuda son derece ilginç ve etkili bir çalışma başlatmış… İstanbul İl Başkanlığı, “Mahalle Başkanları İstişare ve Değerlendirme Kampı”nı organize etmiş… Olayın kilit mesajları şöyle formüle edilmiş: “Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul…” ve “İstanbul’da Bir Olmak…”
“Mahalle Başkanları” kavramıyla ilk kez karşılaşıyorum… Ve çok önemli olduğunu düşünüyorum… Peki bu bilginin ulaşmasındaki gecikmenin sorumlusu ben miyim, yoksa AK Parti’nin iletişimden sorumlu kadrolar mı?
Hafta sonu Ankara Kızılcahamam’da düzenlenen toplantıda yer alanların ifadesine göre; çok büyük katılımla etkili bir çalışma ortaya konulmuş…
Mahalle teşkilatlarının sahadaki performansı, koordinasyon mekanizmaları ve gelecek döneme ilişkin stratejik yol haritasının kapsamlı şekilde ele alınmış, geleceğe yönelik vizyon başlıkları istişare edilmiş.
“Mahalle” gündemli İl Danışma Meclisi oturumunda sahadan gelen geri bildirimler değerlendirilmiş teşkilat çalışmalarının daha etkin yürütülmesine yönelik kararlar alınmış. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın, Bilal Erdoğan’ın, Süleyman Soylu’nun konuşmaları mutlaka etkili olmuştur… Ancak ben açıkça Mahalle Başkanları’nın ne dediklerini merak ediyorum.
“Teşkilat mensupları arasındaki dayanışma ve birlik ruhunun pekiştirildiğinin” bildirildiği gereksiz derecede uzun basın bülteninde, bir de ‘çekilişten’ söz edilmiş… Programın sonunda İstanbul’un 39 ilçesinden toplam 100 Mahalle Başkanı umreye gitmeye hak kazanmış. Bu tür şans odaklı çekilişler, iki kenarı da çok keskin bıçak gibidir… 100 kişiyi mutlu ederken geride kalan binlercesini mutsuz edebilirsiniz…
Bu arada araştırma şirketi AREDA, ülke siyasi hayatıyla ilgili en net bilgi ve eğilimleri veren “Sosyometre”sinin Ocak sayısındaki sonuçlara göre; uzunca süredir CHP ile nerdeyse aynı düzeydeki AK Parti’nin oyları 5 puan civarında açılmış… Bunun haklı sevincini sadece kapalı toplantılarda değil, geniş halk kitleleriyle de paylaşmalı Teşkilat Başkanlığı…
 
“Sinek küçüktür ama mide bulandırır…”
Hiç şüphesiz ülkemizin itibarı en yüksek markalarından biridir… Biraz da o nedenle, ondan beklenen de aynı oranda yüksektir… NG Kütahya Seramik geçenlerde ilginç bir etkinlik düzenlemiş… Etkinliğe verdikleri adın dışında her şey yerli yerinde… Yolladıkları bilgi notu şöyleydi:
“NG Kütahya Seramik, Türkiye’de mesleğinin zirvesinde olan mimar, iç mimar ve sektör yatırımcılarını NG Enjoy Sapanca Otel’de düzenlediği ‘Month of Love’ etkinliğinde bir araya getirdi. …Etkinlik, Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Aşkın Nur Yengi’nin gala gecesinde verdiği konserle taçlandı.”
 Sinek küçük ama mide bulandırır, derler… Burada da benzer bir durum söz konusu… Etkinliğin adı neden İngilizce? Hedef kitle olarak ‘mimariye yön veren profesyoneller’ olarak tespit ettiklerine göre, bu kitlenin ‘ortak ruhi şekillenmesi’ içinde Anglosakson kültürü mü egemen acaba? Oysa Aşkın Nur Yengi hanım gibi, ‘bizim’ popüler kültürümüzün en sevilen, beğenilen sanatçılarından birini dinleyecek kadar da buralılar… Enteresan…
‘İnovasyon’ kelimesinin Türkçede ‘yenilikçilik’ olarak karşılandığını, ya da İngilizce ‘realize’ sözcüğünden çevrilen ‘gerçekleştirme’ kelimesinin dilimizi yoksullaştırdığını bilmiyor olabilirler; ancak ülkemizde yerli ve millî yaklaşımın her zaman geniş kitlelerce tercih edildiğini üst yönetimin bilmediğine kimse beni inandıramaz… Herhâlde gözlerinden kaçmış olmalı… Yoksa markanın üzerine titrediklerinden hiç şüphem yok… 
www.alisaydam.com - 2014