Bu milletin sırtı yere gelmez!..
19 haziran 2025 yeni şafak
Cumhurbaşkanlığı “Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu” mutat toplantısı için Yeni Türkiye Eğitim Vakfı’nın (YETEV) Çamlıca’daki Palet Okulları’nın davetini kabul etmişti.
Palet, bir Türk müziği ilkokulu… 10 yıllık hazırlığın ardından kurulmuş ve 6 senedir faaliyetteymiş… Her yıl sadece 24 öğrenci alıyormuş… Öncesinde, Üsküdar ve çevresinde, bunun yaklaşık 100 katı çocuğu yetenek testine tabi tutuyormuş.
Bütün bu bilgileri Kültür ve Turizm Bakanlığı Sanat Yönetmeni ve okulun kurucu temsilcisi Yüce Gümüş beyin mihmandarlığında yaptığımız okul turunda aldık…
Sınıflardaki çalışmalara tanıklık ettik. Enstrüman yapım atölyesini, kayıt stüdyosunu, muhteşem bir Türk müziği müzesini gezme fırsatı bulduk…
Dünya standartlarında ses düzenine sahip konser salonunda ise gözyaşlarımızı tutamadığımız bir konser izledik… Önce kızlı, erkekli koro Abdülkadir Meragi’nin rast nakış makamındaki bestesi “Âmed nesîm-i subh-dem” ile Cinuçen Tanrıkorur’un Hüseynî çocuk şarkısı “Yücelerden Yücesin”i seslendirdi… Sonra da kanuni bir minik kızımız Sadi Işılay’ın “Muhayyerkürdî Saz Semaî”ne ses verdi…
Kurum ayrıca Türk müziği çocuk şarkıları ile gençleri, bestecileri teşvik etmek için yine müziğimizin önemli üstatları adına beste yarışmaları ve emsaline dünyada çok az rastlanan enstrüman yapımı yarışması da açıyormuş…
Bu anlattıklarımızı bir de yerinde görseniz, neden “Bu milletin sırtı yere gelmez” dediğimizi de gözlerimizi dolduracak kadar neden duygulandığımızı da eminiz daha iyi anlarsınız…
Yüce Gümüş, okulda sanat ve akademi camiasıyla aylık buluşmalar düzenlediklerinden de bahsetti… Bu buluşmada özellikle ‘çok muhalif’ isimleri de ağırlamışlar. Davetlilerin YETEV Mütevelli Heyet Başkanı’na karşı olan duvarlarının birer birer yıkıldığını, bazılarının ‘sizi çok yanlış tanımışız’ diyerek özür dilediklerini belirten Gümüş, ‘farklı dünya görüşlerine sahip olabiliriz ama bu, siyaset üstü bir proje’ dediklerini ifade etti…
Orada ben de kendimi tutamadım… “Ben de böyle tanımazdım Mütevelli Heyet Başkanınız Bilal Erdoğan’ı” dedim… Hatta hiç tanımazmışım…
Hakkında kara propagandadan bol bir şey olmayan Bilal Bey’in kendisine de bu düşüncemi ifade ettim… Latinler “Errare humanum est!” der. Yanılmak insanlara mahsustur… Bilal Bey’i kutluyorum…
‘Hain’ Şah…
1979’daki devrimle devrilen son Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin sürgündeki en büyük oğlu Rıza Pehlevi, X üzerinden bir video yayınlayarak İran halkına “İran’ı geri alma” çağrısında bulunmuş. Bir başka deyişle İsrail’le aynı çizgideyiz demiş…
“İslam Cumhuriyeti sonuna geldi ve çökmekte olan bir rejimle karşı karşıyayız” diyen Pehlevi, İran’ın dini lideri Ali Hamaney için ise “Korkmuş bir fare gibi yeraltına saklandı, artık durumu kontrol edemiyor” ifadelerini kullanmış.
“Gelecek parlak. Bu tarihi dönemeçten hep birlikte geçeceğiz. Bu zor günlerde kalbim, Hamaney’in savaş çığırtkanlığı ve hayalleri yüzünden zarar görmüş ve mağdur olmuş tüm savunmasız vatandaşlarla birlikte…” diyen Pehlevi, Rejim’i, İran milletine karşı 46 yıllık bir savaş yürütmüş sistem olarak tanımlayarak İran ordusu, polis ve devlet çalışanlarına da seslenmiş.
İletişim ve algılama yönetiminden bir nebze anlıyorsak, İran halkı hainleri affetmez… Hele de şu günlerde tepesine bomba yağdıran İsrail’i destekleyip kızını 10 gün önce ABD’li zengin bir Yahudi iş adamıyla evlendiren, Netanyahu ile fotoğraf veren, kaçak bir haini…
Zihin haritası
Denizaşırı ülkelerde, Avrupa’da, Amerika’daki o çok ünlü kişinin ettiği lafa, yazdığı kitaba, yaptırdığı araştırmaya dayanan, başka bir deyişle yereli, muhatap olduğu hedef kitleyi dikkate almayarak ‘copy-paste’ formüllere tamah edenler her zaman yanıldılar… Yanılmaya da devam edecekler…
Çünkü toplumların kültür ve değerleri birbirlerinden farklıdır. Bu da davranış, tutum ve eğilimlerin ‘kendine özgü’ olduğu anlamına gelir… Özetle, her toplum ‘algılama haritası’ konusunda kendi içinde değerlendirilmelidir.
Bunun için de en doğrusu hedef kitleye yönelik ölçümlemelerdir.
Kim neyi doğru yapıyor, nerede eksikleri var, iletişimini nerelerde yoğunlaştırmalı sorularını merak edenler için AREDA’nın Türkiye genelini temsil eden Mayıs ayı “Sosyometre”sinin sonuçlarından bazıları…
Özgür Özel’in İstanbul’daki mali suç/yolsuzluk operasyonuyla ilgili dış basına yaptığı açıklamaları yanlış bulanların oranı yüzde 46,7.
Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 60,7.
6 Şubat 2023 depremlerinden sonra hükûmetin, depremzedelere ne kadar konut teslim ettiğini bildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 61,9.
Suriye’de iktidar değişiminin ardından ülkenin yeniden karışacağını düşünenlerin oranı yüzde 61,7.
Türkiye’de kritik seviyeye düşen doğurganlıkla ilgili olarak, “Geçim sıkıntısından dolayı insanlar fazla çocuk istemiyor” yargısına katılanların oranı yüzde 65,7.
Türkiye’de yetenekli bir gencin, torpili yoksa torpilli birinin önüne geçemeyeceğini düşünenlerin oranı yüzde 58,7.
Son 12 ay içinde bireysel kredi başvurusunda bulunmadığını belirtenlerin oranı yüzde 77,9.
Kredi başvurusu yapanlar arasında onay alanların oranı yüzde 62,7.
Türkiye’nin dünya siyasetinde belirleyici bir aktör hâline geldiği yönündeki görüşlere katılmayanların oranı yüzde 55,7.
Donald Trump yönetiminin YPG ve PKK’ya yönelik şu ana kadar ki yaklaşımını yanlış bulanların oranı yüzde 81,7.
Türkiye’deki savunma sanayisindeki gelişmeleri başarılı bulanların oranı yüzde 69,5.
Türkiye’nin geleceğini en fazla tehdit eden ülkenin Amerika olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 54.
Anglosaksonlar ‘zihin haritası’na ‘mind map’ diyorlar… Bu haritayı bilmeden toplumsal iletişim alanında herhangi bir navigasyona girişmenin her an felaketle sonuçlanması mukadderdir… Bizden söylemesi…
Palet, bir Türk müziği ilkokulu… 10 yıllık hazırlığın ardından kurulmuş ve 6 senedir faaliyetteymiş… Her yıl sadece 24 öğrenci alıyormuş… Öncesinde, Üsküdar ve çevresinde, bunun yaklaşık 100 katı çocuğu yetenek testine tabi tutuyormuş.
Bütün bu bilgileri Kültür ve Turizm Bakanlığı Sanat Yönetmeni ve okulun kurucu temsilcisi Yüce Gümüş beyin mihmandarlığında yaptığımız okul turunda aldık…
Sınıflardaki çalışmalara tanıklık ettik. Enstrüman yapım atölyesini, kayıt stüdyosunu, muhteşem bir Türk müziği müzesini gezme fırsatı bulduk…
Dünya standartlarında ses düzenine sahip konser salonunda ise gözyaşlarımızı tutamadığımız bir konser izledik… Önce kızlı, erkekli koro Abdülkadir Meragi’nin rast nakış makamındaki bestesi “Âmed nesîm-i subh-dem” ile Cinuçen Tanrıkorur’un Hüseynî çocuk şarkısı “Yücelerden Yücesin”i seslendirdi… Sonra da kanuni bir minik kızımız Sadi Işılay’ın “Muhayyerkürdî Saz Semaî”ne ses verdi…
Kurum ayrıca Türk müziği çocuk şarkıları ile gençleri, bestecileri teşvik etmek için yine müziğimizin önemli üstatları adına beste yarışmaları ve emsaline dünyada çok az rastlanan enstrüman yapımı yarışması da açıyormuş…
Bu anlattıklarımızı bir de yerinde görseniz, neden “Bu milletin sırtı yere gelmez” dediğimizi de gözlerimizi dolduracak kadar neden duygulandığımızı da eminiz daha iyi anlarsınız…
Yüce Gümüş, okulda sanat ve akademi camiasıyla aylık buluşmalar düzenlediklerinden de bahsetti… Bu buluşmada özellikle ‘çok muhalif’ isimleri de ağırlamışlar. Davetlilerin YETEV Mütevelli Heyet Başkanı’na karşı olan duvarlarının birer birer yıkıldığını, bazılarının ‘sizi çok yanlış tanımışız’ diyerek özür dilediklerini belirten Gümüş, ‘farklı dünya görüşlerine sahip olabiliriz ama bu, siyaset üstü bir proje’ dediklerini ifade etti…
Orada ben de kendimi tutamadım… “Ben de böyle tanımazdım Mütevelli Heyet Başkanınız Bilal Erdoğan’ı” dedim… Hatta hiç tanımazmışım…
Hakkında kara propagandadan bol bir şey olmayan Bilal Bey’in kendisine de bu düşüncemi ifade ettim… Latinler “Errare humanum est!” der. Yanılmak insanlara mahsustur… Bilal Bey’i kutluyorum…
‘Hain’ Şah…
1979’daki devrimle devrilen son Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin sürgündeki en büyük oğlu Rıza Pehlevi, X üzerinden bir video yayınlayarak İran halkına “İran’ı geri alma” çağrısında bulunmuş. Bir başka deyişle İsrail’le aynı çizgideyiz demiş…
“İslam Cumhuriyeti sonuna geldi ve çökmekte olan bir rejimle karşı karşıyayız” diyen Pehlevi, İran’ın dini lideri Ali Hamaney için ise “Korkmuş bir fare gibi yeraltına saklandı, artık durumu kontrol edemiyor” ifadelerini kullanmış.
“Gelecek parlak. Bu tarihi dönemeçten hep birlikte geçeceğiz. Bu zor günlerde kalbim, Hamaney’in savaş çığırtkanlığı ve hayalleri yüzünden zarar görmüş ve mağdur olmuş tüm savunmasız vatandaşlarla birlikte…” diyen Pehlevi, Rejim’i, İran milletine karşı 46 yıllık bir savaş yürütmüş sistem olarak tanımlayarak İran ordusu, polis ve devlet çalışanlarına da seslenmiş.
İletişim ve algılama yönetiminden bir nebze anlıyorsak, İran halkı hainleri affetmez… Hele de şu günlerde tepesine bomba yağdıran İsrail’i destekleyip kızını 10 gün önce ABD’li zengin bir Yahudi iş adamıyla evlendiren, Netanyahu ile fotoğraf veren, kaçak bir haini…
Zihin haritası
Denizaşırı ülkelerde, Avrupa’da, Amerika’daki o çok ünlü kişinin ettiği lafa, yazdığı kitaba, yaptırdığı araştırmaya dayanan, başka bir deyişle yereli, muhatap olduğu hedef kitleyi dikkate almayarak ‘copy-paste’ formüllere tamah edenler her zaman yanıldılar… Yanılmaya da devam edecekler…
Çünkü toplumların kültür ve değerleri birbirlerinden farklıdır. Bu da davranış, tutum ve eğilimlerin ‘kendine özgü’ olduğu anlamına gelir… Özetle, her toplum ‘algılama haritası’ konusunda kendi içinde değerlendirilmelidir.
Bunun için de en doğrusu hedef kitleye yönelik ölçümlemelerdir.
Kim neyi doğru yapıyor, nerede eksikleri var, iletişimini nerelerde yoğunlaştırmalı sorularını merak edenler için AREDA’nın Türkiye genelini temsil eden Mayıs ayı “Sosyometre”sinin sonuçlarından bazıları…
Özgür Özel’in İstanbul’daki mali suç/yolsuzluk operasyonuyla ilgili dış basına yaptığı açıklamaları yanlış bulanların oranı yüzde 46,7.
Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 60,7.
6 Şubat 2023 depremlerinden sonra hükûmetin, depremzedelere ne kadar konut teslim ettiğini bildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 61,9.
Suriye’de iktidar değişiminin ardından ülkenin yeniden karışacağını düşünenlerin oranı yüzde 61,7.
Türkiye’de kritik seviyeye düşen doğurganlıkla ilgili olarak, “Geçim sıkıntısından dolayı insanlar fazla çocuk istemiyor” yargısına katılanların oranı yüzde 65,7.
Türkiye’de yetenekli bir gencin, torpili yoksa torpilli birinin önüne geçemeyeceğini düşünenlerin oranı yüzde 58,7.
Son 12 ay içinde bireysel kredi başvurusunda bulunmadığını belirtenlerin oranı yüzde 77,9.
Kredi başvurusu yapanlar arasında onay alanların oranı yüzde 62,7.
Türkiye’nin dünya siyasetinde belirleyici bir aktör hâline geldiği yönündeki görüşlere katılmayanların oranı yüzde 55,7.
Donald Trump yönetiminin YPG ve PKK’ya yönelik şu ana kadar ki yaklaşımını yanlış bulanların oranı yüzde 81,7.
Türkiye’deki savunma sanayisindeki gelişmeleri başarılı bulanların oranı yüzde 69,5.
Türkiye’nin geleceğini en fazla tehdit eden ülkenin Amerika olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 54.
Anglosaksonlar ‘zihin haritası’na ‘mind map’ diyorlar… Bu haritayı bilmeden toplumsal iletişim alanında herhangi bir navigasyona girişmenin her an felaketle sonuçlanması mukadderdir… Bizden söylemesi…