CHP’de ‘Kendin Pişir Kendin Ye’ Kurultayı…
23 eylül 2025 yeni şafak
Hani bir söz vardır… “Herkes gider Mersin’e biz gideriz tersine”… Hafta sonu ülkemizin ciddi bir kesimi CHP Kurultayı ve Fenerbahçe’nin Kongresi ile çalkalandı durdu…
Dünya ‘Gazze’ diye inliyor… Saldırgan, zalim İsrail’in nasıl durdurulacağını tartışıyor… 10 ülke Filistin devletini tanımaya hazırlanıyor… Cumhurbaşkanı Birleşmiş Milletler’de tarihi bir konuşma ve çağrı yapmaya hazırlanıyor… Rus Dronları Polonya dahil Baltık ülkelerini tehdit ediyor… ABD ise bu ülkelere silah yardımını keseceğini açıklıyor…
Türkiye’nin güvenlik stratejisini değiştirmesi gerektiği, Yunanistan’ın değil artık Güney Kıbrıs’ta üs kurmaya hazırlanan İsrail’in esas tehdit unsuru olarak planlara dahil edilmesi gerektiği savunuluyor… Sayın Bahçeli Türkiye – Rusya – Çin (TRÇ) ittifakını dile getiriyor. Bir tür Müslüman NATO’sundan da söz edildiğine tanık oluyoruz…
Bizde ise varsa yoksa CHP ve FB… Biri 75 senedir tek başına iktidar olamamış, diğeri 11 yıldır şampiyonluk yüzü görememiş… “N’olacak bu Fener’in hali” sorusu bir tür halk deyişi haline gelmiş… Şimdilerde buna bir de “N’olacak bu CHP’nin hali” sorusu eklendi… Parti içi iktidar kavgası almış başını gidiyor. Birbirlerini yiyip duruyorlar… Türkiye umurlarında değil, dense yeridir…
Akkuyu nükleer santralinin ilk reaktörü %90 oranında hazır hale gelmiş… Teknofest’e yüzbinler akın etmiş… İnanılmaz koşullarla ev sahipliğini kolaylaştıracak projeler geliştiriliyormuş…
Öte yandan enflasyon kontrol altına alınmasına rağmen gıda enflasyonu halkımızın belini büküyormuş… Eğitim sistemindeki sorunlar nedeniyle gençler özel okulların ve onların çevresindeki ekosistemin ağına düşüyormuş…
Kimin umurunda…
Özel ayarlanmış delegelerin tamamın oylarıyla yine Özer’i seçin… O da bütün mukaddesatı ile Ekrem patronunun (algı öyle) arkasında durup onun her şeyine kefil olsun… Getirilen suçlamaların yarısı falan değil dörtte bir doğru olsa, siyasi tarih sahnesinden silinecek olan Ekrem bey, Koskoca CHP’yi avucunun içine almış, Özer’in baş tacı…
Tek aday ve tüm katılımcıların tamamının oyuyla seçilme numarası, Allah sonlarını benzetmesin, Adolf Hitler’de, Benito Mussolini’de, İdi Amin’de falan gözlemlenmişti… CHP içinde kim kime darbe yapmış acaba, dersiniz?..
CHP’de çelişkiler yumağı çözülmüş değil… Hukuk karmaşası sürüyor… İddianameler ortaya çıkana kadar da sürecek gibi… Hoş; sahte diploma konusunda olduğu gibi bırakın iddianameyi karar ortaya çıkınca bile; siyasi darbe iddiasının arkasına saklanıp tezvirata devam ediyorlar. Anlayacağınız CHP’nin bu yönetiminin hali hal değil…
Satış çok, marka yok…
Alanında Avrupa’nın en büyük 2. fuarı olduğu belirtilen Promosyon Show İstanbul’un açılış töreninde konuşan Promosyon Ürünleri İmalatçıları ve Satıcıları Derneği (Promotürk) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yücetürk, 3 milyar dolar düzeyinde bulunan Türkiye’nin promosyon ürünleri ihracatını 2030 yılında 10 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini açıklamış. Yücetürk, Türkiye’nin kaliteli üretimi, tasarım gücü ve lojistik avantajları sayesinde hedefi yakalayacak potansiyele sahip olduğunu ifade etmiş.
Promosyon ürünleri sektörü, hazır giyimden kırtasiyeye, tekstilden seramik ve cama kadar birçok alt sektörle doğrudan bağlantılı. Sektör, 2024 yılında iç pazarda 100 milyar liralık, ihracatta ise 3 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmış. 100’ü aşkın ülkeye yapılan ihracat bir yana Trump’ın seçim kampanyasında kullandığı promosyon malzemelerinin bir kısmı, ayrıca Suriye’nin yeni bayrakları Türkiye’de üretilmiş. Afrika ülkelerinde önümüzdeki aylarda yapılacak seçimler için 15 milyon adetlik siparişin sevkiyatı için de hazırlıklar sürüyormuş.
İstihdam, ticaret ve millî ekonomimiz için hayli değerli bu başarıyla gönül rahatlığıyla gurur duyulabilir. Ancak, insan sormadan da edemiyor… Kaliteli, iyi tasarıma sahip, uluslararası dağıtımda sunduğu kolaylıkla öne çıkan ürünlerimiz madem bu kadar rağbet görüyor; neden uluslararası ‘marka’ sayımız, ‘lovemark’larımız yok denecek kadar az…
Bir marka yaratmak da marka kalmak da son derece zordur da ondan… Kurum, ürün ve kişiler, eğer marka olmayı hedefliyorlarsa, bu konuda da yatırımlar yapmalı, iletişim stratejileri geliştirerek uygulamalılar. Ancak bu yolla rakipleri arasından ‘tercih edilen’ olmayı başarabilir, hatta müşterilerini aynı ürün ve hizmeti daha fazla ücret ödeyerek satın almaya ikna edebilirler…
Üst segment hediyelik eşya denildiği zaman neden aklımıza neredeyse sadece yabancı markalar geliyor dersiniz?…
Dergicilik ölmez!..
Dijital medya, ‘disruptive’ (ezber bozan) denilen teknolojilerin ağa babalarından… Neye dokunsa başkalaştırdı… Dergiler de bunlardan biri… Bizim durumumuz ise biraz karışık…
Bir yandan daha fazla okura ulaşması, mesleğin ‘sürdürülebilmesi’ için değişimi memnuniyetle karşılıyoruz… Öte yandan dergicilik, bildiğimiz dergicilik olmaktan çıkıyor, yazılar, dolayısıyla ihtiva ettiği bilgi kısalıyor, görsel dünya bambaşka bir hâle geliyor diye de hayıflanıyoruz…
Akfen Holding’in desteğiyle 3 ayda bir yayınlanan Strategy dergisi ise tam da benim gibilerin ihtiyaç duyduğu türden… Ücretsiz bu yayın, bildiğimiz dergi tasarımına sahip, ancak dijital ortamda yer alıyor…
Merak edenler, Ortadoğu, doğal afetler, yapay zekâ, e-ticaret gibi çeşitli konulara yer verdikleri yeni sayıya şuradan ulaşabilirler: https://bit.ly/strategydergisi32... Böyle ‘zengin’ içeriklerle yayıncılık anlayışı sürdürüldüğünde dergicilik ölmez!..
Dünya ‘Gazze’ diye inliyor… Saldırgan, zalim İsrail’in nasıl durdurulacağını tartışıyor… 10 ülke Filistin devletini tanımaya hazırlanıyor… Cumhurbaşkanı Birleşmiş Milletler’de tarihi bir konuşma ve çağrı yapmaya hazırlanıyor… Rus Dronları Polonya dahil Baltık ülkelerini tehdit ediyor… ABD ise bu ülkelere silah yardımını keseceğini açıklıyor…
Türkiye’nin güvenlik stratejisini değiştirmesi gerektiği, Yunanistan’ın değil artık Güney Kıbrıs’ta üs kurmaya hazırlanan İsrail’in esas tehdit unsuru olarak planlara dahil edilmesi gerektiği savunuluyor… Sayın Bahçeli Türkiye – Rusya – Çin (TRÇ) ittifakını dile getiriyor. Bir tür Müslüman NATO’sundan da söz edildiğine tanık oluyoruz…
Bizde ise varsa yoksa CHP ve FB… Biri 75 senedir tek başına iktidar olamamış, diğeri 11 yıldır şampiyonluk yüzü görememiş… “N’olacak bu Fener’in hali” sorusu bir tür halk deyişi haline gelmiş… Şimdilerde buna bir de “N’olacak bu CHP’nin hali” sorusu eklendi… Parti içi iktidar kavgası almış başını gidiyor. Birbirlerini yiyip duruyorlar… Türkiye umurlarında değil, dense yeridir…
Akkuyu nükleer santralinin ilk reaktörü %90 oranında hazır hale gelmiş… Teknofest’e yüzbinler akın etmiş… İnanılmaz koşullarla ev sahipliğini kolaylaştıracak projeler geliştiriliyormuş…
Öte yandan enflasyon kontrol altına alınmasına rağmen gıda enflasyonu halkımızın belini büküyormuş… Eğitim sistemindeki sorunlar nedeniyle gençler özel okulların ve onların çevresindeki ekosistemin ağına düşüyormuş…
Kimin umurunda…
Özel ayarlanmış delegelerin tamamın oylarıyla yine Özer’i seçin… O da bütün mukaddesatı ile Ekrem patronunun (algı öyle) arkasında durup onun her şeyine kefil olsun… Getirilen suçlamaların yarısı falan değil dörtte bir doğru olsa, siyasi tarih sahnesinden silinecek olan Ekrem bey, Koskoca CHP’yi avucunun içine almış, Özer’in baş tacı…
Tek aday ve tüm katılımcıların tamamının oyuyla seçilme numarası, Allah sonlarını benzetmesin, Adolf Hitler’de, Benito Mussolini’de, İdi Amin’de falan gözlemlenmişti… CHP içinde kim kime darbe yapmış acaba, dersiniz?..
CHP’de çelişkiler yumağı çözülmüş değil… Hukuk karmaşası sürüyor… İddianameler ortaya çıkana kadar da sürecek gibi… Hoş; sahte diploma konusunda olduğu gibi bırakın iddianameyi karar ortaya çıkınca bile; siyasi darbe iddiasının arkasına saklanıp tezvirata devam ediyorlar. Anlayacağınız CHP’nin bu yönetiminin hali hal değil…
Satış çok, marka yok…
Alanında Avrupa’nın en büyük 2. fuarı olduğu belirtilen Promosyon Show İstanbul’un açılış töreninde konuşan Promosyon Ürünleri İmalatçıları ve Satıcıları Derneği (Promotürk) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yücetürk, 3 milyar dolar düzeyinde bulunan Türkiye’nin promosyon ürünleri ihracatını 2030 yılında 10 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini açıklamış. Yücetürk, Türkiye’nin kaliteli üretimi, tasarım gücü ve lojistik avantajları sayesinde hedefi yakalayacak potansiyele sahip olduğunu ifade etmiş.
Promosyon ürünleri sektörü, hazır giyimden kırtasiyeye, tekstilden seramik ve cama kadar birçok alt sektörle doğrudan bağlantılı. Sektör, 2024 yılında iç pazarda 100 milyar liralık, ihracatta ise 3 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmış. 100’ü aşkın ülkeye yapılan ihracat bir yana Trump’ın seçim kampanyasında kullandığı promosyon malzemelerinin bir kısmı, ayrıca Suriye’nin yeni bayrakları Türkiye’de üretilmiş. Afrika ülkelerinde önümüzdeki aylarda yapılacak seçimler için 15 milyon adetlik siparişin sevkiyatı için de hazırlıklar sürüyormuş.
İstihdam, ticaret ve millî ekonomimiz için hayli değerli bu başarıyla gönül rahatlığıyla gurur duyulabilir. Ancak, insan sormadan da edemiyor… Kaliteli, iyi tasarıma sahip, uluslararası dağıtımda sunduğu kolaylıkla öne çıkan ürünlerimiz madem bu kadar rağbet görüyor; neden uluslararası ‘marka’ sayımız, ‘lovemark’larımız yok denecek kadar az…
Bir marka yaratmak da marka kalmak da son derece zordur da ondan… Kurum, ürün ve kişiler, eğer marka olmayı hedefliyorlarsa, bu konuda da yatırımlar yapmalı, iletişim stratejileri geliştirerek uygulamalılar. Ancak bu yolla rakipleri arasından ‘tercih edilen’ olmayı başarabilir, hatta müşterilerini aynı ürün ve hizmeti daha fazla ücret ödeyerek satın almaya ikna edebilirler…
Üst segment hediyelik eşya denildiği zaman neden aklımıza neredeyse sadece yabancı markalar geliyor dersiniz?…
Dergicilik ölmez!..
Dijital medya, ‘disruptive’ (ezber bozan) denilen teknolojilerin ağa babalarından… Neye dokunsa başkalaştırdı… Dergiler de bunlardan biri… Bizim durumumuz ise biraz karışık…
Bir yandan daha fazla okura ulaşması, mesleğin ‘sürdürülebilmesi’ için değişimi memnuniyetle karşılıyoruz… Öte yandan dergicilik, bildiğimiz dergicilik olmaktan çıkıyor, yazılar, dolayısıyla ihtiva ettiği bilgi kısalıyor, görsel dünya bambaşka bir hâle geliyor diye de hayıflanıyoruz…
Akfen Holding’in desteğiyle 3 ayda bir yayınlanan Strategy dergisi ise tam da benim gibilerin ihtiyaç duyduğu türden… Ücretsiz bu yayın, bildiğimiz dergi tasarımına sahip, ancak dijital ortamda yer alıyor…
Merak edenler, Ortadoğu, doğal afetler, yapay zekâ, e-ticaret gibi çeşitli konulara yer verdikleri yeni sayıya şuradan ulaşabilirler: https://bit.ly/strategydergisi32... Böyle ‘zengin’ içeriklerle yayıncılık anlayışı sürdürüldüğünde dergicilik ölmez!..