Ali Saydam
  • Bersay
  • TV Yayınları
  • Röportajlarım
  • Entelektüel Mirasım
  • Yazılarım
    • Yeni Şafak Gazetesi
    • Marketing Türkiye
    • Z Raporu / Derin Ekonomi
    • TIMREPORT
    • Sabah Gazetesi
    • Akşam Gazetesi
    • Akşam Kitap Eki
    • Diğer
  • Kitaplarım
    • Algılama Yönetimi
    • Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir?
    • İktidar Yalnızlıktır
    • Vazgeçmek Özgürlüktür
    • Perception Management
    • How to Lose Wives and Clients
    • Wahrnehmungs Management
    • Türkiye Perspektifinden Kamu Diplomasisi >
      • 16.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – UN RO-RO
      • 21.03.2015 – Ortak Akıl Çalıştayı – Ttec
      • 27.05.2015 - Media Relations - Yeşilay & AB - Staff Training Program
      • Siyasal İletişim Yönetimi - Marmara Belediyeler Birliği / Uludağ
      • Oradaydim Orada Olacagim
  • Galeri
    • Video Galeri
  • İletişim
  • Eng

Halk gündemi çok net okuyor da…

26 Mart 2026 yeni şafak
​

Türkiye halkı, dış politika, iç politika net… Bunu, önümüzde duran AREDA Survey’in 27 Şubat - 3 Mart 2026 tarihleri arasında 3.063 kişiyle yaptığı saha araştırmasından alıyoruz; “Sosyometre Şubat 2026”…
Çalışmaya göre; seçmen nezdinde kartlar yeniden karılmış, ancak ‘varış noktası’ çok değişmemiş görünüyor. AK Parti yüzde 33,3 ile liderliğini korurken, CHP yüzde 29,7 ile takibi sürdürüyormuş. Aslında aradaki 3,6’lık fark, CHP Genel Başkanı’nın hâl-i pürmelali dikkate alınırsa, hayli az.
SONAR Araştırma’nın kurucusu Hakan Bayrakçı da Şubat 2026’da yaptıkları ankette; CHP’nin AK Parti’nin 3,5 puan önünde göründüğünü belirtmiş. Bayram sonrası anketi tekrarlayacaklarını söyleyen Bayrakçı, “İran-İsrail savaşı nasıl bir etki yapmış, bir değişim olmuş mu hepsini göreceğiz” demiş.
AREDA’nın araştırmasından daha derin sonuçlar, dersler de çıkarılabilir… Örneğin; CHP’li vekillerin Meclis kürsüsünü işgal ederek Akın Gürlek’in yeminini engelleme girişimine vatandaş olumlu yanıt vermemiş. Yüzde 60,7 bu eylem için "doğru bulmuyorum" demiş. Yani, sokakta karşılığı olmayan reaktif siyaset, itibar konusunda ters tepmiş.
Aynı sağduyunun laiklik tartışmalarında da hâkim olduğu anlaşılıyor. Toplumun yüzde 68,7’si bu tartışmayı "gereksiz ve anlamsız" bulurken, yüzde 60,7’si “Türkiye’de laikliğin tehlikede olmadığını” düşünüyormuş. Yani suni gündemlerle toplumun sinir uçlarına dokunma devri, en azından halk nezdinde kapanmış durumda…
Dış politikada ise anti-emperyalist bir duruştan söz edilebilir. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamleleri, Türk halkı tarafından “akıl tutulması” olarak görülüyormuş. Saldırıyı yanlış bulanların oranı yüzde 93,2, haklı bir gerekçesi olmadığını düşünenlerin yüzdesi ise 94,7. Daha da çarpıcısı; yüzde 93,7’lik devasa bir çoğunluk, "ABD ile müzakereye asla güvenilmez" diyormuş.
Bir de bizi yakından ilgilendiren beka meselesi var... Vatandaşın yüzde 56’sı "İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye olabilir" görüşünü paylaşmış. Bu endişeyi, bir dış politika tahmininin ötesinde toplumun savunma refleksi olarak okumakta fayda olabilir. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Huckabee’nin "Nil’den Fırat’a kadar olan topraklar İsrail’in hakkıdır" açıklamasını küstahça bulan yüzde 96,7’lik kesim de işte bu endişenin tepkiye dönüşmüş hâlidir…
Ekonomiye dair algı ise verilerle yani hakikatle aynı çizgide değil. Sosyometre sonuçlarını yorumlayan Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu’nun tespit ettiği gibi, “İstatistiklere göre, işsizlik oranı son dönemlerin en düşük seviyelerine gerilemiş durumda. Ancak araştırmaya katılanların yüzde 52,4’ü işsizliğin düşüşünü çevresinde hissetmediğini söylüyor.”
Yüzde 38,5, enflasyondaki yükselişin nedeninin özel sektör olduğunu düşünüyormuş. Yüzde 37,6 da Cumhurbaşkanlığını sorumlu tutmuş. Hükûmetin enflasyonla mücadelesinde kullandığı "fahiş fiyat" ve "stokçuluk" vurguları halk nezdinde ciddi bir karşılık bulmuş. Sorumluluğun neredeyse yarı yarıya paylaşılması, siyasi iktidar kadar piyasa aktörlerinin de iletişimlerine titizlikle eğilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Siyasi aktörlerin araştırma sonuçlarının “stratejik okuması"nı doğru yapması ve kamuoyunun sağduyusunu dikkate alması pek çok yaklaşımı yeniden şekillendirebilir ki bu da halkın algılamasını kadar ülkenin geleceğine de olumlu etki eder…
 
Hoşgeldin BCCmag
Üreten, sorgulayan ve daha önemlisi hâlâ okuyanlar için iş dünyası ve ekonomi yayıncılığına yeni bir bakış açısı katmak üzere yola çıkan yeni bir dergi; BCCmag.
Adı, Business/Corporate/Communication kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. Bu üç kavram, üç ayrı bölüm olarak dergide yer alıyor. Dergi ve yayın platformunun en tepesinde Doğa Özkan kardeşimiz ve yayın yönetmeni koltuğunda Oya Yalıman hanım var. Özkan, derginin yakın bir gelecekte dijital ortama da taşınacağını söylüyor. Uzun yıllardır bizim de yazılarımızla destek verdiğimiz Z Raporu dergimizin kulvarında yayına giren, birbirinden değerli yazar kadrosuyla ekonomi dünyasında bir referans noktası olmayı amaçlayan ve yakından izleyeceğimiz BCCmag hoş gelmiş. Uzun soluklu ve bol okuyuculu bir yayın hayatı diliyoruz.
 
Dişlere iyi bakalım, 3C’ye de…
Nüfusumuzun yüzde 6’sı dişlerini sadece sosyalleşeceği zaman fırçalıyormuş. Sensodyne ile araştırma şirketi Ipsos Türkiye’nin birlikte hazırladığı “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası”na göre; toplumumuzun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalamıyormuş. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) fırçalama süresini 2 dakika olarak belirlemiş ama bizde buna uyanların oranı sadece yüzde 12 imiş. Geri kalanlar fırçayı şöyle bir gezdirip bırakıyormuş.
Peki bu araştırma sadece ‘iş’i için mi?.. İletişim çalışmaları, iş hedeflerine (business objectives) hizmet eden en önemli unsurlardandır. Sensodyne de itibar yönetimi çerçevesinde başvurduğu konu yönetimi aracı için araştırmayı tercih etmiş. Pazarlama iletişimi ve toplumsal sorumluluk alanına katma değer getiren bu konu yönetimi aksiyonunun arzulanan sonuca ulaşılabilmesi için 3C kuralı hayli ktiriktir: Creativity (Yaratıcılık), Consistency (Tutarlılık), Continuity (Devamlılık). Genellikle üçüncü C ihmal edilir. Aman dikkat!..
www.alisaydam.com - 2014