İstikrar
05 haziran 2025 yeni şafak
Yılın malum mevsimindeyiz… Yani, markaların değerlerinin tespit edildiği ya da onların ürettiği değerlerin sıralandığı araştırmalar mevsimi… Bu bağlamda iki ciddi çalışma yayınlandı bile; Brand Finance ve Capital 500… İkisinin bazı ortak yanları da var…
Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance’in 2025 yılına ilişkin “Türkiye’nin En Değerli Markaları-Türkiye 125” çalışmasının sonuçlarına göre; Türk Hava Yolları (THY) 2 milyar 266 milyon dolarlık marka değeriyle bu sene de ilk sırada yer alarak son 10 yıl içindeki 9. birinciliğini elde etmiş. İkinci sırada 5 yıldır THY’nin takipçisi olan ve 1 milyar 645 milyon dolarlık değere ulaşmış Arçelik varmış.
İş Bankası, 1 milyar 240 milyon dolarla üçüncü olmuş. Onu sırasıyla; Vestel (928 milyon dolar), Ford Otosan (905 milyon dolar), Ziraat Bankası (875 milyon dolar), LC Waikiki (828 milyon dolar), Garanti BBVA (721 milyon dolar) izlemiş.
Geçen yıl 20’nci sıradan listeye giren Togg, 179 milyon dolarlık değeriyle bu sene de yerini korumuş. Ayrıca bu sene 24 yeni marka sıralamada yer almış: Altınkılıç, Astor Enerji, Big Chefs, Bilkom, Bizim, Çelik Motor, Doğan Trend, Efor Çay, Eker, Eksun, Gezinomi, Hedef Filo, Hepsiburada, Mobiltel, Oba Makarna, Penta, Reeder, Sasa, Suwen, TV8, Trendyol, VBT Yazılım, VDF Filo ve Yiğit Akü.
Öte yandan bu kez marka değerine değil, ciroya göre sıralamanın yapıldığı “Capital 500”de birinci, son 9 yıldır olduğu gibi Tüpraş’mış. Capital dergisinin Türkiye’nin en büyük 500 özel şirketini sıraladığı araştırmasında ikinci ise 8 yıldır değişmemiş ve yine THY olmuş. THY ayrıca “En Çok İhracat Yapan”, “En Çok Kâr Eden” şirket olmasının yanı sıra Tüpraş’ın ardından “Ciroya Göre En Çok Büyüyen” firma ünvanını da elde etmiş… Arçelik ise “En Çok İhracat Yapan” üçüncü şirketmiş…
Marka, itibar, ‘elle tutulur gözle görülür’ kıymetler yönetimlerinde en çarpıcı unsur hiç şüphesiz istikrardır… Üst üste üç yıl lig şampiyonu olan Galatasaray, Kadın Millî Voleybol Takımı, Avrupa’da sürekli ses getiren Fenerbahçe Basketbol Takımı gibi yukarıdaki şirketler de birer istikrar simgesi olarak başarılarını sürdürüyorlar…
DeFacto bir söz vermişti…
Moda markası DeFacto, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı korumasındaki çocuklara bayram coşkusunu yaşatmak için Hatay’da şenlik düzenlemiş. Halat çekme, ip atlama, çuval yarışı, sek sek gibi geleneksel oyunlardan yüz boyama, balon şekillendirme gibi birçok eğlenceli etkinliğe ve palyaço, sihirbaz ve jonglör gösterilerine yer verilmiş…
Firmanın çalışanlarından oluşan ‘DeFacto Gönüllüleri’nin aktif rol aldığı etkinlikte çocuklara, bayramlık kıyafetler de hediye edilmiş…
Yüzyılın felaketi, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden ancak 15 gün geçmişti ki firmadan bir açıklama geldi… Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile bir protokole imza attıklarını ve deprem bölgesinde Bakanlığın himayesindeki tüm çocukların giyim ihtiyacını bir yıl boyunca karşılayacaklarını duyurdular…
Depremzedelerin yarasına merhem olabilmek için arayışta olan milyonlarca insana “Oh” dedirten, diğer markalara da örnek olan unutulmayacak aksiyonlardan biriydi bu...
O zaman bir yazı yazmış, firmanın İcra Kurulu Başkanı İhsan Ateş’ten ufak bir ricamız olduğunu belirtmiştik… “Sürdürülebilir destek haberinin içimize su serpmesi kadar bu desteğin nasıl sistemli bir şekilde yerini bulduğunu görmek de hepimize çok iyi gelir” demiştik…
Üzerinden bir değil, yaklaşık 2,5 yıl geçti… Depremzede çocuklara destek sözünün, kendi sınırlarını da aşarak sürdürülmesi hepimize iyi geldi…
Araştırmadan daha önemlisi…
Sürdürülebilirlik ya da çevre dostu uygulamaların tüketici davranışları üzerindeki etkilerine hep şüpheyle yaklaşmışızdır… Kanaatimizce, bu bağlamdaki araştırmaların da tek başına geçerli olması hayli zordur.
Öyle ya; “Çevrenin korunmasını önemsiyor musunuz?” sorusuna “Hayır” cevabını verecek kaç babayiğit vardır… Ancak marketten ürün alırken iş, dönüp dolaşıp fiyat ve kalitede biter…
Öte yandan Areda Piar’ın “Sürdürülebilirlik Algı Araştırması” firmalar için sürdürülebilirlik iletişimini hangi mecralarda yapmaları gerektiğinden hangi sektörlerde çevreci beklentilerin daha yüksek olduğuna kadar çeşitli ve son derece kullanışlı veriler sağlıyor… Buna göre; tüketicilerin yüzde 71’i organik/doğa dostu ürünleri önemli bulduğunu ifade ederken, yüzde 47,7’si çevre dostu ürünlerin satın alma kararını etkilediğini ama fiyatın daha önemli olduğunu söylemiş. Tüketicilerin yüzde 57,1’i çevre dostu markaları uzun vadede tercih ettiğini belirtmiş.
Tüketicilerin yüzde 54,8’i markaların çevre dostu kimliği konusunda ambalaj üzerindeki bilgilere dikkat ettiğini belirtirken, yüzde 30,8’i sosyal medya içeriklerinden, yüzde 13’ü ise reklam kampanyalarından bu bilgiyi edindiğini ifade etmiş. Tanıdık yorumlarına güvenenlerin oranı ise yüzde 1,4.
Bizim dikkatimizi çeken hususlardan biri de ‘naylon poşet’ kullanımına ilişkin veriler… Hani 2019’da kampanya başladıktan sonra muhalefetin, “Kimse para verip de poşet almıyor” diye eleştirmeye çalışırken kendini gülünç duruma düşürdüğü…
Tüketicilerin yüzde 61,1’i bu uygulamayla birlikte bez çanta veya file kullanmaya başladığını, yüzde 53’ü poşet tüketimini azalttığını belirtmiş. Daha önce de çevreye dikkat ettiği için davranışında bir değişiklik olmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 38,9 imiş. Tüketicilerin yüzde 30,2’si “Uygulama sayesinde sıfır atık konusunda daha fazla şey öğrendim” demiş. Yüzde 25,5’lik kesim uygulamanın etkili olmadığını, yüzde 17,4’ü sadece ücretli olduğu için daha az kullandığını, yüzde 9,4’ü poşet almaya devam ettiğini dile getirmiş.
Amacımız okuru rakamlara boğmak değil… Gazi Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Anadolu İhtilali’nin ateşini yakarken herhangi bir araştırmaya dayanmamıştı… Rakamlar önemlidir; ancak aslolan vizyon, misyon ve stratejiyi belirlerken liderlik vasıflarına dayanmaktır… Yönetici kardeşlerimize arz olunur…
Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance’in 2025 yılına ilişkin “Türkiye’nin En Değerli Markaları-Türkiye 125” çalışmasının sonuçlarına göre; Türk Hava Yolları (THY) 2 milyar 266 milyon dolarlık marka değeriyle bu sene de ilk sırada yer alarak son 10 yıl içindeki 9. birinciliğini elde etmiş. İkinci sırada 5 yıldır THY’nin takipçisi olan ve 1 milyar 645 milyon dolarlık değere ulaşmış Arçelik varmış.
İş Bankası, 1 milyar 240 milyon dolarla üçüncü olmuş. Onu sırasıyla; Vestel (928 milyon dolar), Ford Otosan (905 milyon dolar), Ziraat Bankası (875 milyon dolar), LC Waikiki (828 milyon dolar), Garanti BBVA (721 milyon dolar) izlemiş.
Geçen yıl 20’nci sıradan listeye giren Togg, 179 milyon dolarlık değeriyle bu sene de yerini korumuş. Ayrıca bu sene 24 yeni marka sıralamada yer almış: Altınkılıç, Astor Enerji, Big Chefs, Bilkom, Bizim, Çelik Motor, Doğan Trend, Efor Çay, Eker, Eksun, Gezinomi, Hedef Filo, Hepsiburada, Mobiltel, Oba Makarna, Penta, Reeder, Sasa, Suwen, TV8, Trendyol, VBT Yazılım, VDF Filo ve Yiğit Akü.
Öte yandan bu kez marka değerine değil, ciroya göre sıralamanın yapıldığı “Capital 500”de birinci, son 9 yıldır olduğu gibi Tüpraş’mış. Capital dergisinin Türkiye’nin en büyük 500 özel şirketini sıraladığı araştırmasında ikinci ise 8 yıldır değişmemiş ve yine THY olmuş. THY ayrıca “En Çok İhracat Yapan”, “En Çok Kâr Eden” şirket olmasının yanı sıra Tüpraş’ın ardından “Ciroya Göre En Çok Büyüyen” firma ünvanını da elde etmiş… Arçelik ise “En Çok İhracat Yapan” üçüncü şirketmiş…
Marka, itibar, ‘elle tutulur gözle görülür’ kıymetler yönetimlerinde en çarpıcı unsur hiç şüphesiz istikrardır… Üst üste üç yıl lig şampiyonu olan Galatasaray, Kadın Millî Voleybol Takımı, Avrupa’da sürekli ses getiren Fenerbahçe Basketbol Takımı gibi yukarıdaki şirketler de birer istikrar simgesi olarak başarılarını sürdürüyorlar…
DeFacto bir söz vermişti…
Moda markası DeFacto, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı korumasındaki çocuklara bayram coşkusunu yaşatmak için Hatay’da şenlik düzenlemiş. Halat çekme, ip atlama, çuval yarışı, sek sek gibi geleneksel oyunlardan yüz boyama, balon şekillendirme gibi birçok eğlenceli etkinliğe ve palyaço, sihirbaz ve jonglör gösterilerine yer verilmiş…
Firmanın çalışanlarından oluşan ‘DeFacto Gönüllüleri’nin aktif rol aldığı etkinlikte çocuklara, bayramlık kıyafetler de hediye edilmiş…
Yüzyılın felaketi, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden ancak 15 gün geçmişti ki firmadan bir açıklama geldi… Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile bir protokole imza attıklarını ve deprem bölgesinde Bakanlığın himayesindeki tüm çocukların giyim ihtiyacını bir yıl boyunca karşılayacaklarını duyurdular…
Depremzedelerin yarasına merhem olabilmek için arayışta olan milyonlarca insana “Oh” dedirten, diğer markalara da örnek olan unutulmayacak aksiyonlardan biriydi bu...
O zaman bir yazı yazmış, firmanın İcra Kurulu Başkanı İhsan Ateş’ten ufak bir ricamız olduğunu belirtmiştik… “Sürdürülebilir destek haberinin içimize su serpmesi kadar bu desteğin nasıl sistemli bir şekilde yerini bulduğunu görmek de hepimize çok iyi gelir” demiştik…
Üzerinden bir değil, yaklaşık 2,5 yıl geçti… Depremzede çocuklara destek sözünün, kendi sınırlarını da aşarak sürdürülmesi hepimize iyi geldi…
Araştırmadan daha önemlisi…
Sürdürülebilirlik ya da çevre dostu uygulamaların tüketici davranışları üzerindeki etkilerine hep şüpheyle yaklaşmışızdır… Kanaatimizce, bu bağlamdaki araştırmaların da tek başına geçerli olması hayli zordur.
Öyle ya; “Çevrenin korunmasını önemsiyor musunuz?” sorusuna “Hayır” cevabını verecek kaç babayiğit vardır… Ancak marketten ürün alırken iş, dönüp dolaşıp fiyat ve kalitede biter…
Öte yandan Areda Piar’ın “Sürdürülebilirlik Algı Araştırması” firmalar için sürdürülebilirlik iletişimini hangi mecralarda yapmaları gerektiğinden hangi sektörlerde çevreci beklentilerin daha yüksek olduğuna kadar çeşitli ve son derece kullanışlı veriler sağlıyor… Buna göre; tüketicilerin yüzde 71’i organik/doğa dostu ürünleri önemli bulduğunu ifade ederken, yüzde 47,7’si çevre dostu ürünlerin satın alma kararını etkilediğini ama fiyatın daha önemli olduğunu söylemiş. Tüketicilerin yüzde 57,1’i çevre dostu markaları uzun vadede tercih ettiğini belirtmiş.
Tüketicilerin yüzde 54,8’i markaların çevre dostu kimliği konusunda ambalaj üzerindeki bilgilere dikkat ettiğini belirtirken, yüzde 30,8’i sosyal medya içeriklerinden, yüzde 13’ü ise reklam kampanyalarından bu bilgiyi edindiğini ifade etmiş. Tanıdık yorumlarına güvenenlerin oranı ise yüzde 1,4.
Bizim dikkatimizi çeken hususlardan biri de ‘naylon poşet’ kullanımına ilişkin veriler… Hani 2019’da kampanya başladıktan sonra muhalefetin, “Kimse para verip de poşet almıyor” diye eleştirmeye çalışırken kendini gülünç duruma düşürdüğü…
Tüketicilerin yüzde 61,1’i bu uygulamayla birlikte bez çanta veya file kullanmaya başladığını, yüzde 53’ü poşet tüketimini azalttığını belirtmiş. Daha önce de çevreye dikkat ettiği için davranışında bir değişiklik olmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 38,9 imiş. Tüketicilerin yüzde 30,2’si “Uygulama sayesinde sıfır atık konusunda daha fazla şey öğrendim” demiş. Yüzde 25,5’lik kesim uygulamanın etkili olmadığını, yüzde 17,4’ü sadece ücretli olduğu için daha az kullandığını, yüzde 9,4’ü poşet almaya devam ettiğini dile getirmiş.
Amacımız okuru rakamlara boğmak değil… Gazi Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Anadolu İhtilali’nin ateşini yakarken herhangi bir araştırmaya dayanmamıştı… Rakamlar önemlidir; ancak aslolan vizyon, misyon ve stratejiyi belirlerken liderlik vasıflarına dayanmaktır… Yönetici kardeşlerimize arz olunur…