“Biz, Anadolu’ya ne silah ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz.”
Bugün, Cumhuriyet tarihimizin sıfır noktası sayılabilecek çok özel, çok kıymetli bir noktayı bir kez daha anıyoruz. 101 yıl önce bugün, Cumhuriyetimizin bânisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluş ve kuruluş mücadelesinin işaret fişeğini yakmak üzere Samsun’a çıktı. 19 Mayıs 1919, milletin bağımsızlık mücadelesinin milat noktasıdır…
Mithat Cemal (Kutay), bu özel günü, Atatürk’ün de takdirini kazandığı söylenen şu dizelerle tarif etmişti: “Bazı bir günde bir asır vardır: / Mesela Türk’ün 19 Mayıs’ı”…
19 Mayıs’ın adı “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edilmiş… Yani Gençlik Bayramı bugün… Atatürk ile gençlik kavramı sadece 19 Mayıs’ta bir araya gelmiyorlar… Özellikle Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde bu iki kavramı yan yana görüyoruz… Hani, “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
Peki, Atatürk İstiklal ve Cumhuriyeti neden geçlere armağan etmiştir? Bu soru kafamı hep kurcaladı… Neden polise, askere, devlet adamlarına, siyasîlere değil de Türk gençliğine emanettir Cumhuriyet?
Yıllar içinde bu soru pek çok kez önüme çıktı… Daha genç olduğum yıllarda rahmetli Halit Refiğ ile yaptığımız sohbetlerde bu soru üzerine uzun uzun konuştuğumuzu hatırlarım… Sonraki yıllarda aynı soruyu, üniversitedeki derslerim sırasında tarihler, 19 Mayıs’a ya da 29 Ekim’e yaklaştığında gençlerle de tartıştım… Akıllarına pek çok zekice ve doğru yanıt gelir… Ancak Halit Bey’in son derece yalın olarak ifade ettiği o ‘durum analizini’ doğal olarak bulmaları pek kolay olmaz.
Olay hayli basit aslında. Toplumun mülkiyet duygusu en az teşekkül etmiş kesimi, hiç şüphesiz gençliktir. Kaybedecek şeyleri yoktur… Maneviyat, genellikle maddiyatın önündedir… Bu nedenle de Cumhuriyet, İstiklal gibi hayli soyut değerleri savunmak için gerekli olan Atatürk’ün “damarlarındaki asil kan” diye tanımladığı manevi gücü elinde tutar gençler… Onun için her zaman daha devrimcidirler…
15 Temmuz alçak darbe girişiminde ön saflarda olanların yaş ortalamalarına bakın, Atatürk’ün Cumhuriyet ve İstiklali neden gençlere emanet ettiğini hemen anlarsınız…
Yıllar içinde meslek, mevki, çoluk-çocuk sahibi olunur… Yaş ilerler… Mülkiyet duygusu ve ölüm korkusu, insana çeşitli toplumsal frenler koyar… Bu da iyidir aslında. Toplumda dengeyi kurar, itidali sağlar…
Belki de Atatürk’ün şu sözleri, yukarıdaki tespiti bir kez daha doğrular nitelikte olabilir… Bandırma gemisi, İstanbul’dan demir aldığında Mustafa Kemal Paşa beraberindekilere bu seferin amacını şöyle açıklamış: “Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silah ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz.”
Milletimizin ideali ve imanı eksik olmasın inşallah…
Kavramlar
İlgili yazılar
- ‘Korku ve umut’ dolu bir kampanya gerek!..
Papa 14. Leo’nun, Sayın Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine ülkemize gelişi hakkında söylenmedik söz, yapılmadık analiz neredeyse kalmadı. Dünya basınında ilk haber bu… Yurt dışına…
- Bol ‘mesajlı’ resmigeçit
Türkiye, hafta sonunda tarihinin en dikkat çekici ‘seremoni’ lerinden birine ev sahipliği yaptı… Türkiye’nin en büyük askeri gemisi TCG Anadolu , TEKNOFEST Mavi Vatan kapsamındaki…
- Bizden çok “halt” olur!..
Tarihte savaşlar her zaman kılıç kalkanla ya da top tüfekle olmamıştır. Onlardan çok daha etkili olarak düşman ilan edilen toplulukların morallerini çökertmek, dirençlerini kırmak…
- “28 Şubat Bir Zihniyet Meselesidir”
İki gün sonra 28 Şubat… “28 Şubat… Sadece bir tarih değil, ayrımcı ve ötekileştirici uygulamalarla binlerce insanın hayatını etkileyen bir utanç vesikası. Eğitim hakkı elinden alı…
