İçeriğe geç

Bravo Kemal Bey!..

WhatsApp

Sayın Kılıçdaroğlu Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın konuşması üzerine kameraların karşısına geçiyor ve şu açıklamayı yapıyor:'Sayın Başkanın bütün görüşlerinin altına imzamızı atıyoruz. Ancak üslubu ile kesinlikle mutabık değiliz. Atanmışların seçilmişleri, hele de Cumhuriyet hükümetinin başbakanını 'sığlıkla' suçlarken iki defa düşünmelerini tavsiye ederiz. Başbakan'ı bizim eleştirmemiz ayrı bir meseledir. Ülkemizin başbakanlık makamının saygınlığına sahip çıkmamız başka şey...

Nasıl atanmışların 17 Aralık'ta yurt dışı ve cemaat güdümlü yasal darbe girişimine karşı çıktıysak Anayasa Mahkemesi sayın Başkanı'nın yakışıksız üslubunu da benimsemiyoruz.'

Bir an düşünelim ve soralım: Kemal bey böyle bir açıklama yapsaydı, ne olurdu acaba? ABD'de bu gibi durumlarda böyle bir açıklamanın hemen ardından kamuoyu araştırması yapılır. Bizde de yapılsaydı hemen görülürdü ki, seçmen 'Bravo', diye alkışlıyor ve Kılıçdaroğlu hemen bir iki puan koyuveriyor cebine...

Başbakan 'gaza' gelmeyecek...

GENAR Araştırma Şirketi Genel Müdürü Mustafa Şen'in sonunda gülme işareti olan tweet'i şöyleydi:

-Başbakanla konuştum, 'Tarhan Abi izin verirse Cumhurbaşkanlığı için aday olacağım' dedi.

Tarhan Erdem'in Cüneyt Özdemir'le programından bir bölümü A Haber'den Özge Özsağman'ın konuğu olduğum anlarda izlediğimde de yayında olmamıza rağmen kendimi tutamayıp gülmüştüm.

Tarhan abi; Cüneyt'in'Bilip de söylemediğiniz bir şey var mı?' sorusuna 'Evet var!' derken ve ardından da 'Söyler misiniz?' sorusunu da 'Söyleyemem!' diye yanıtlarken öylesine içtendi ki!

'Üslup' ve 'öz' birbirleriyle çok yakın gibi dursalar da; 'nasıl' söylendiğinden çok 'niçin' söylendiğine, dolayısıyla meselenin tam da ruhuna, bakmasını bilenler için Tarhan abinin ya da bu köşede 'Başbakan'ı gaza getirmeden iki kere düşünün' üslubuyla ifade ettiğimiz görüşlerin ve içinde 'fikir' taşıyan her türlü beyanın istişare sürecindeki bir büyük karar aşamasında çok değerli katkıları olacağı bellidir.

Başbakan, iletişimin 3İ'sinin ilki olan İstişare sürecinde 4. Büyük Kongre delegelerinin görüşlerini de almış ve 'temayül yoklaması'na hizmet edecek anket sonuçlarını da görmüş. Beş saat süren toplantı sonucunda '3 dönem kuralı değişmesin' diyenlerin ağırlıkta olduğu ortaya çıkmış. Elbette delegeler, 'Köşk sizin hakkınız' demişler Başkanlarına ve Başbakanlarına... Delege sormuş:

-Köşke çıkarsanız Genel Başkan kim olacak? Genel Başkan ile Başbakan ayrı mı olacak?

Başbakanın cevabı:

-Oldu ki ben Başbakanlığı bırakırsam, MKYK'dan birisi Genel Başkan olur ve 45 gün içinde partiyi kongreye götürür. Kongrede de yeni Genel Başkan seçilir. Tabii bunların hepsi Cumhurbaşkanı adayının kimin olacağına bağlı.

İstişare süreci tamamlanınca belirlenecek hedefe uygun 'İkna' ve 'İttifak' süreçleri devreye girecek. Bu nedenle herkesin eteğindeki taşı dökmesinde büyük yarar var. Başbakan'ın kimselerin gazına gelmeyeceği ya da vehim yüklü yaklaşımlara itibar etmeyeceği, özellikle seçmen nezdindeki araştırma sonuçlarını önüne koyarak içinden geçen sese kulak vereceğine dair tahminlerimizi koruyoruz.

Yanıtı aranacak temel iki soru şudur: 1. İlk turda %50'nin bir üstü alınabilir mi, alınamaz mı? 2. İş ikinci tura kalırsa karşı tarafın bloğu ne kadar etkili olur?

Bu iki soru da tavana bakıp 'olsa olsa' yöntemiyle tahminler üreterek yanıtlanamaz; ölçümlemeye, hesaba kitaba bakarak yanıtlanır... Başbakan için seçmenin ne düşündüğünü anladığı an, şu içinden geçmekte olduğumuz istişare sürecindeki 'temayül yoklaması' daha da anlam kazanacak elbette.

'Ecnebi bakışla' bu reklam çekilebilir miydi?..

İlk yayını 23 Nisan Çarşamba akşamına denk getirdiler. Iğdırlı çocukların büyük hayalinin gönül tellerini titreten bir heyecanla anlatıldığı o muhteşem reklam filmini –çok yerinde bir kararla- hepimizden önce Salı günü Haliç Kongre Merkezi'nde 'Birlikte Farklıyız' diyerek kurum içi iletişim aksiyonlarının en güzel örneklerinden birini veren THY çalışanları izledi.

Anadolu Ajansı'na ve CNNTürk'e çocukluk anılarını anlatan Ulaştırma eski Bakanı Binali Yıldırım'ın şu sözlerini hatırlamadan geçemedik:

'Tarlada uçaklar geçerken gözden kayboluncaya kadar izlerdim, hatta sırtüstü yatar ve daha uzun süre acaba tekrar geçer mi, diye beklerdim. Hiçbir zaman o günlerde böyle bir sorumluluk üstleneceğimi düşünmemiştim.' (http://goo.gl/6sh3XS)

Binali Bey Erzincan sınırları içindeki bir tarlada, reklamdaki çocuklar ise Iğdır ilimizin küçük bir köyünde gökyüzüne bakarak hayalleniyor. Binali Bey'in çocukluk düşü, nasıl misliyle gerçekleşerek, üstüne üstlük göklerdeki trafiğin de yönetiminin kendisinden sorulduğu bakanlığa kadar sahici bir hayata dönüşmüşse Iğdırlı çocukların hayalini kurgulayan bu reklam da gerçek gibi belleklere yerleşiyor.

Beğeni sağlayan üç önemli unsur biraraya gelmiş çünkü: 1. Sahicilik 2. Empatiyi sağlayan 'yerlilik' 3. Masumiyetin inandırıcılığı...

Çocuklara göz kırpan THY pilotunun güven veren gülümsemesinden; çocukların yaptığı toprak havaalanının dizim dizim ampullerine, içinden geçeni tüm saflığıyla söyleyen o sıcacık evlatlara, tüm haşmetiyle yere inen uçağı bekleyenlere, kabin memurlarına kadar her şey ama her şey o kadar bizden ki!

Bu reklam filmini 'gerikalmışlık kompleksi' taşımadan dünyanın her yerinde gösterebilirsiniz. Evrensel'in, küreselliğin hep Hıristiyan Batılı standartların egemenliği olarak anlaşıldığı, ancak, duygu ve düşüncelerin sadece Batı'dan Doğu'ya değil, Doğudan Batı'ya da, her yönde akmaya başladığı 21. yüzyılda, çocuklar ve hayalleri artık coğrafi ya da kültürel sınır tanımayacak kadar dünyaya aittir de ondan.

İçinden çıktığı halkından utanan bizim 'ecnebi aydınlarımız' ya da 'endişeli modernlerimiz' bile bu reklamı beğeneceklerdir.

Ortak ruhi şekillenmemizi yatayına da dikeyine de dilimleyerek her noktaya temas eden bu reklam filmi, referanslarının tümünü Batı'dan alan bir bakış açısıyla çalışan bir ekip tarafından çekilebilir miydi? Hiç sanmıyoruz. Çocuklar ve hayalleri evrenseldir evrensel olmasına da, bizim ecnebilerimiz öyle değiller ki...

Oryantalist kafa 'okuyamasa da', kıraç toprakla ufukta öpüşen bizim gökyüzümüz bile farklıdır oysa... Altındaki tarlada Binali Bey'in çocukluğu yatar mesela... Masal gibi... Efsane gibi...

Reklam Ajansı, Lowe İstanbul... Yaratıcı Direktör, Can Faga... Yönetmen, Bahadır Karataş... Ve tüm THY ekibi... Aklınıza gönlünüze sağlık...

Kavramlar

İlgili yazılar