İçeriğe geç

Çöpe gitmeyen basın bülteni yazmak zor iştir

WhatsApp

Ekim 2013 - Marketing Türkiye

Basın bülteni yazımı medya ilişkilerinin temelini oluşturur. Bu konuda sektörün durumu fecidir… Bu arada bazı olumlu örnekleri burada yayınlayıp, meslektaşlarımızın örnek almasına yardımcı olursak, hem belki bazı basın bültenlerinin doğrudan çöpe gitmesini engeller, hem de medyadaki meslektaşlarımızın hayatlarını kolaylaştırabiliriz. İşte benim gözüme takılan olumlu örnekler ve onu yollamış olan arkadaşlar…

Gazetede de köşe yazarlığı yaptığımızdan günde ortalama 150 civarında basın bülteni benim posta kutuma düşüyor. Hepsine bakıyorum… Ekonomi servisi ve istihbarattaki sorumlu arkadaşların posta kutuları bana gelenlerin en az iki katıyla dolup taşıyordur. Onlar nasıl bakıp değerlendiriyorlar şaşıyorum… Allah gazeteci arkadaşlarımıza kolaylık versin…

“Gazetede haberlerinizi çıkartırız!” diye işkembe-i kübradan sallayan PR’cı müsveddelerinin bile “çıkartamayacağı” türden, doğrudan “Recycle Bin”i boylamaya mahkûm basın bültenleriyle aynı karakteri paylaşmamak için:

1- Reklam dili kullanmamak gerekir. “Sektörünün lideri”, “Şöyle şahane, böyle muazzam, şu şekilde acayip, gönüllere taht kurmuş, gençlerin sevgilisi, kadınların tek tercihi” gibi medya mensuplarını çileden çıkaran tanımların kullanıldığı basın bültenlerinin oranı ne yazık ki yüzde 80 falan…

2- Basın bültenini kime gönderiyorsanız, hitap kısmında onun adı bulunmalı. “Sayın Basın Mensubu”, daha da fecisi “Sevgili XYZ Dostu” gibi hitaplar “Geri Dönüşüm Kutusu”na giden yolu kısaltır.

3- Gönderdiğiniz basın bülteni mutlaka haber değeri taşımalı (“Content is the king”). Dikkat: Farklı yayın organlarının haber anlayışı farklı olabilir… Hiç ilgi alanlarına girmeyen konuları o yayın organına göndermek hakaret olarak algılanabilir… Özellikle köşe yazarlarının profiline göre seçici bir yaklaşım sergilemek şiddetle tavsiye edilir…

4- Yüzlerce basın bülteni içinde çöpü boylamamak için iki yere özel dikkat: Konu (subject) hanesine ne yazacağınıza ve basın bülteninin biçimine… Gazetelerin kaç vuruşluk haberlere yer verdiklerine bakıp daha fazlasını yazmayın. Bir de elektronik ortamın görsel nimetlerinden farklılaşma - ayrışma adına yararlanın…

5- Bir ölçümleme yapıp ona göre kendimize çeki düzen vermekte yarar var: Kaç basın bülteni yolladık; kaçı medyada yansıma buldu? Bulmayanlar neden bulmadı? Yazdığımızın ne kadarı ve hangi kilit mesajlar girdi?

Basın bülteni yazımı medya ilişkilerinin temelini oluşturur. Bu konuda sektörün durumu fecidir…

Bu arada bazı olumlu örnekleri burada yayınlayıp, meslektaşlarımızın örnek almasına yardımcı olursak, hem belki bazı basın bültenlerinin doğrudan çöpe gitmesini engeller, hem de medyadaki meslektaşlarımızın hayatlarını kolaylaştırabiliriz.

İşte benim gözüme takılan olumlu örnekler ve onu yollamış olan arkadaşlar:

• Şafak Utku - Effect PR: Türkiye Müşteri Memnuniyeti Endeksi (TMME) 2013 Yılı 2’nci çeyrek sonuçları açıklandı: Ambalajlı su ve meyve suları müşterilerini en fazla memnun eden sektörler oldu. Cappy, Pınar Meyve Suları, Erikli, Opet, Philips ve Türk Hava Yolları müşteri memnuniyetinde sektörlerinin lider markaları olarak tespit edildi.

• Elif Acar - Caretta İletişim: MasterCard ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi ve Ekonometri Merkezi Türkiye’de Nakit ve Kart Ödemelerinin Karşılaştırmalı Maliyetine ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladı. Türkiye’de ilk defa hazırlanan rapor kart kullanımındaki artışın Türkiye ekonomisine sağlayacağı somut katkıyı ortaya koyuyor.

• Baykan Çallı - Contactplus+ İletişim Hizmetleri: Her ay 500 bini ücretli çalışan olmak üzere 1 milyon kişi bankalardan tüketici kredisi çekiyor. Karşılaştırma sitesi Enuygun.com’un analizine göre 2013 yılının ilk yarısında ücretli çalışanların bankalardan kullandığı tüketici kredisi miktarı, geçen yılın aynı dönemine göre iki kat arttı.

• Tuğba Oğan - Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği: 5 bin TL ödüllü “Bence Tasarruf” yarışmasına başvuru süresi uzatıldı! TSPAKB’nin düzenlediği yarışma, tasarrufu en iyi anlatan fotoğrafı arıyor. Birincilik ödülünün 5 bin TL olduğu yarışmaya gösterilen ilgi üzerine, son başvuru tarihi 11 Ekim 2013’e uzatıldı.

• Beril Serdaroğlu – Ünite: Düşler Akademisi’nin işitme engelli öğrencileri “Grease” müzikalini sahneledi. Ulaştırma Bakanlığı ve Vodafone, “Ben de varım” projesiyle istihdamda engelleri kaldırıyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray’ın katıldığı sempozyumda, Düşler Akademisi’nin işitme engelli öğrencilerinden oluşan tiyatro topluluğu Düşler Kumpanyası, “Grease” müzikalini sergiledi.

• Başak Aysul – Avantgarde İletişim: Sofranıza taşıdığınız gıdalar sağlığınızı tehdit ediyor. Üretim aşamasından başlayarak sofraya ulaşıncaya kadar geçen sürede, birçok işlem gören gıdaların içerisinde sağlığa zararlı maddelerle de karşılaşılabiliyor. Türk Gıda Mevzuatı tarladan sofraya, paketlemeden dağıtıma kadar tüm aşamalarda gıda üreticilerini kurallara uymaya ve halkın sağlığını tehdit etmeyecek üretim koşullarını sağlamaya yönlendiriyor.

• Nilgün Kozgül - Mese İletişim Danışmanlığı: Uzun yıllardır Şampiyonlar Ligi’ne sponsor olarak destek veren Ford, şimdi de Şampiyonlar Ligi heyecanını sosyal medyaya taşıyor. Ford’un Facebook üzerinden yayına aldığı “Acemi Spiker” uygulaması ile Şampiyonlar Ligi maçlarının unutulmaz gollerini artık siz de anlatabilirsiniz.

“Bulleit Whiskey. Anti-Established”

Bu bir “Packshot” cümlesi. Leo Burnett tarafından çalışılmış bir reklam filmi. Viski markası Bulleit’in olağanüstü ilginç, ilginç olduğu kadar da riskli bir konumlandırma harikası…Tek cümleyle ifade etmek gerekirse şöyle denebilir belki: Günümüzün postmodern gezegeninde elitizmin parçalanan payandalarını bütünleştirmeye çalışan bir yaklaşım!..

Talihin cilvesine bakın ki; bu baştanaşağı “maneviyat” özlemi kokan reklama youtube’da packshot’u yazarak aradığınızda, karşınıza şu uyarı çıkıyor: “Bu YouTube videosunda bazı kullanıcılar için uygunsuz içerik olabilir. Lütfen yaşınızı doğrulamak için oturum açın!” Alkollü içki reklamı ya… İnternette bile olsa bir yanından uyarılma şart herhalde. Korunmak adına…

Oysa “Düzen karşıtlığı” riskli bile olsa günün modasına uygun… Hedef kitleyi biraz sınırlamış… Ama olsun… Zaten “Herkesin Viskisi” olmak gibi bir iddiası yok…

Mutlaka izlemelisiniz!

Müşteri, müştem ve kreatif...

Arkadaşlar linkini yollamışlar; Turkcell’in üç tane yeni reklam filmi... Ancak gördüğüm kadarıyla, bu filmler TV’ler ya da sinemalar için değil, bir tür viral marketing anlayışıyla sadece internet ortamına sunulmuş durumda.

Tek kelimeyle mükemmel. Hem yaratıcı çalışma hem stratejik yaklaşım, hem de etki.

“Müşteri Dili ve Edebiyatı” başlıklı birinci filmde, bir reklam ajansının müşterileri canlandırılıyor. Oyuncular “İşler Güçler” ekibinden... Bu kadar mı iyi oynanır?

İkinci bölümde ise bu sefer müşteri temsilcileri var. (Ajanslar içinde kullanılan ifadesiyle “Müştem”.) Yani müşterinin talep ve ihtiyaçlarını doğru anlayıp, iletişim çözümlerinin ajans içinde yaratıcı ekiplerce amaca uygun hayata geçirilmesini sağlayan kişiler... Onların dünyası da, çarpıcı ve eğlendirici bir şekilde yansıtılıyor.

Üçüncü filme gelince tabii ki kreatifler var. Onlar da bir başka alem... Anlatılamaz, mutlaka izlemelisiniz.

Üçünde de ortak mesaj şu:

Turkcell size öyle bir veri tabanı sunar ki, bunun içinden hedef kitlenize en uygun segmenti bulup çıkarabilirsiniz. (Mesela, 20-25 yaş arası, Trabzon’da yaşayan Beşiktaş taraftarı erkekler...)

Filmleri izlerken aklıma Obama’nın sosyal medyayı kullanma biçimi geldi. Yüzlerce değişik demografik özelliğe sahip kitleyi tespit edip, her grup kitleye yüzlerce farklı ve onları hizalayan değişik özellikte mesaj üretip göndermişlerdi.

İletişimde karanlığa kurşun sıkma dönemi bitiyor. Bunun nasıl bittiğini görmek istiyorsanız internette arama motorlarından birine “Lazer odaklanma Turkcell” yazıp, aramanız yeterli.

Kavramlar

İlgili yazılar