Her meşhur marka değildir
Reklam ve halkla ilişkiler sektörünün en etkili yayını Marketing Türkiye 1 Mayıs tarihli sayısının büyük bir kısmını ‘marka’ meselesine ayırmış. Konu kapaktan giriyor. Kurgu fotoğraf çok çarpıcı: Patates kızartması poşeti içine yerleştirilmiş badem ve fıstık ezmeleri. Kapak anonsu ise şöyle: Onlar marka mı, meşhur mu?
İçeride çeşitli meşhur işletme ve ürünün sahip ve yöneticileri görüşlerini dile getirmişler. Tabii iletişim uzmanları da konuşmuşlar. Biz de naçizane görüşlerimizi dile getirmiştik. Şu ‘meşhur olmakla marka olmak’ meselesini merak edenler için ilk kez bu kadar derli toplu bir dosya oluşmuş.
Marka değilken, kendini marka sanmanın bedeli çok ağırdır. Bu bedeli ödemek istemeyenlerin bu haftaki Marketing Türkiye’ye bakmalarında yarar var. Ben size tartışmanın özünü söyleyeyim: İki görüş var. Birincisi şöyle: Markalar aralarında küçük-büyük, orta, zayıf, güçlü, az tanınmış, çok tanınmış, çok kazanan, az kazanan, başarılı-başarısız, iyi-kötü, satılan, satılmayan diye ayrılır ve bu kriterlere göre değerlendirilir. Çoğunluk bu görüşten yana.
Aralarında benim de bulunduğum, taraftarları yok denecek kadar az olan ikinci görüşü savunanlara göre ise marka kapitalist sistemin geliştirdiği en karmaşık iş modelidir. Aslolan önce bu noktayı geçmektir; diğer nitelemeler sonradan gündeme gelecek, daha çok nicelik, keyfe keder şeylerdir... Bu modele uygun davranılmaması halinde marka olunamaz. Para, zaman ve insan kaynağı boşa harcanmış olur. Ayrıca herkes, her şey ille de marka olmak zorunda değildir. İşini iyi yaparak da şöhretli olunabilir ve para kazanılabilir.
Okuyun karar verin...
Marka meraklılarının ACNielsen’in geçen hafta yayınlanan markalar araştırmasına bakmalarında da yarar var. En ilginç grafik, sanatçılarla ilgili olanı. Türkiye’de markasını yönetebilen sanatçı bulunmadığını söylediğimde bana katılmayanların halktan öğrenecekleri şeyler var. Halka sormuşlar: “İsminin bir marka olduğuna inandığınız sanatçıyı belirtir misiniz?” %40 ne demiş biliyor musunuz? “Böyle biri yok!”... Listede şu markadır diye ismi verilen ilk sanatçının aldığı puan ise %15.8. Diğer sanatçıların puanları %9.5’ten başlıyor... Hey güzel halkım. Bazen aklı selîmin nasıl oluyor da bilimsel düşündüklerini sananlara ders oluveriyor...
Düzenlemek için buraya tıklayın.
Kavramlar
İlgili yazılar
- Dijital meydan muharebesi
Orta Doğu’nun barut kokusuna bu kez dijital dünyanın mermileri eşlik ediyor. Havadaki ve patlayan füze görüntüleri, “Demir kubbe delindi mi, delinmedi mi’ ” tartışmaları en büyük…
- Hasar yoksa ‘kriz’ yoktur!..
Bir krizi yönetmekle ‘krizin iletişimini’ yönetmek arasında büyük farklar vardır… İkisi arasındaki farkı kavramadan ve bir vakanın ‘kriz’ mi yoksa sadece ‘sorun’ mu olduğunu ölçüp…
- İtibar ve Yumuşak Güç
Kişilerde ve kurumlarda ‘İtibar’ her şeyi belirler dersek, abartmış olur muyuz? Hiç sanmıyorum… En nitelikli insan kaynağını en uygun ücretlerle transfer etme şansını elde etmez m…
- Yalnızlığın dayanılmaz hafifliği…
Birini tanımak, soruşturmak için bazı geleneksel, sembolik sorularımız vardır: “Kimdir, nedir, ne yer, ne içer…” deriz… Ya da biraz daha karmaşık düşünmeye yatkınsak, “Bana arkada…