İçeriğe geç

İçindekinin içindekini bilmek toplumsal barışı getirir

WhatsApp

Her gün başka bir olayla sarsılan Türkiye'nin gündemine dün iki olay daha eklendi. Boydak Holding'e yapılan baskın ve Holdingin Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak, diğer yöneticilerindenMemduh Boydak, Murat Bozdağ, Erol Boydak'ın evlerinde gözaltına alınmaları; diğeri de Zaman gazetesine kayyum atanması…

Cemaatin darbecilikle suçlanan ve Paralelci olarak adlandıran kanadına karşı operasyonlar arasından en üst düzeyde ses getirecek bu iki hukuki aksiyon, uzun süre tartışılacağa benziyor.

Son AYM kararı ile tahliye edilen Can Dündar ve Erdem Gül'ün ardından bayram havasına bürünen, tahliye sırasının 'paralelcilere' geldiğini düşünenlerin sevinçleri çok kısa sürede boğazlarında kaldı…

“Biz önce askerleri içeri atmıştık; sonra onlar birer birer tahliye oldular; arkasından beraatlar geldi. Aynı şey şimdi ters yönde bizimle ilgili gerçekleşecek! Önce AYM tahliye edecek, sonra da savcılar beraatımızı isteyecek!”

Anglosaksonların 'Wishfull Thinking” (temenni ya da hüsnü kuruntu) dediği bu düşünce tarzının gerçekliğinin olmadığı ayan beyan ortada… O halde Dündar ve Gül tahliyesi etrafında Zaman gazetesi başta olmak üzere o cenahın medyasının kopardığı sevinç fırtınası niye?.. Soruyu biraz daha ileri götürelim. Zaman zaman kurunun yanında doğal olarak yaşın da yandığına tanık olduğumuz, bu toplumsal yara, nasıl kapanacak…

Bu sorunun yanıtı çok yalın aslında. Tarihle ve gerçeklerle hesaplaşarak ve gerçekleri ört bas etmeye çalışmak, inkâr etmek yerine onlarla yüzleşmeyi kabullenmekle, belki özür dilemekle; sağlam analizler yapmakla; hem seçilmiş hükümete, hem de Silahlı Kuvvetlerin neredeyse tamamına karşı yürütülmüş açık düşmanlığının hesabını vermekle… Belki ancak bu şekilde toplumsal barış yolunun ilk taşlarını koymak mümkün olabilir…

Şu ana kadar gördüğümüz sahne sadece 'inkarcılıktır'… Onunla da toplumsal barış sağlanamaz. Yani sadece doğrudan suçlular cezasını çekip, kurunu yanında yaşların yanması engellenemez…

Keşke 'İçindekinin içindekini' (Fîh-i Mâ Fîh) bilebilsek…

İnsan hayatı mı, şirket prensipleri mi?

Brezilya polisi, Facebook'un üst düzey yöneticilerinden birini, Latin Amerika Başkan Yardımcısı Argentine Diego Dzoran'ı tutuklamış. Facebook yöneticisi, uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili gizli bir soruşturma kararına uymamakla suçlanıyormuş. Facebook yönetimi, WhatsAppverilerini paylaşmıyormuş. Bu arada Apple ile FBI arasındaki iPhone şifresi kırma maçında ise ilk raundu Apple kazanmış görünüyor. Dava 22 Mart'ta görülecekmiş ama üç gün önce karşı karşıya geldikleri mahkemede yargıç James Orenstein, FBI ve Adalet Bakanlığı'nın talebini reddetmiş. Bize göre önünde sonunda devlet kazanır ya, göreceğiz.

Terör Batı'nın ve Orta Doğu'nun, uyuşturucu ise önemli ölçüde Latin Amerika'nın başta gelen güvenlik sorunları arasında yer alır. Bu kadar somut dev meseleler karşısında, 'olması gereken'ler sıralamasında başta geldiği halde ütopik gibi algılanan şirket prensipleri ya da vahşi bireysel özgürlükler meselesi kaçınılmaz olarak yenilgiye uğrayacaktır.

İnsan hayatı ile aslında vahşi kapitalizme ayar çekebilecek en önemli itibar göstergelerinin, yani şirket prensiplerinin, sınırsız sorumsuz internet özgürlüğü savunucularıyla karşı karşıya geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu kördüğümü insanın aklından çok vicdanı çözecektir.

Kavramlar

İlgili yazılar