Şeytanın sopası yok
Pandora'nın kutusunu açmak istemiyordunuz ama çoktan açıldı” (You don't want to open Pandora's box... oh but it already has...#Brexit) Ekonomiden Sorumlu Başbakan YardımcısıMehmet Şimşek'in bu tweet'i durumu mükemmel anlatıyor. Kısaca o Yunan efsanesini de hatırlayalım:
Efsane bu ya, Zeus sahibi olduğu ateşi çalıp insanlara verenPrometheus'un kardeşine (Epimetheus) Pandora'yı eş olarak gönderir. Epimetheus ise kardeşinin tüm uyarılarına rağmen Pandora ile evleneektir. Zeus, Pandora'ya bir de evlilik hediyesi gönderir: Topraktan yapılmış bir kavanoz… Ancak bu kavanozun asla açılmaması gerekmektedir. Ne var ki Pandora'nın merakı baskın gelir ve kavanoz açılır; açılmasıyla birlikte içindeki tüm kötülükler dünyaya yayılmaya başlar. Geriye alınması, kavanozun içine tekrar sokulması mümkün olmayan kötülükler…
Bize kalırsa, İngiltere'nin AB'den ayrılma kararındaki en kritik sonuçların başında artık geri dönüşün mümkün olmayışı geliyor. Anglosaksonlar böyle bir duruma 'irreversible' diyorlar.
Bakın uzmanlara göre, cinin şişeden çıktığı bu tarihi olayla birlikte neler olabilirmiş:
Hem İskoçya'da hem Kuzey İrlanda'da AB'ye evet oyları yüksek çıkınca ister istemez tablo biraz daha hareketlenmiş. İskoçya, Birleşik Krallık'tan ayrılıp AB'de kalmaya devam edebilirmiş. Kuzey İrlanda da Birleşik Krallık'tan ayrılıp İrlanda Cumhuriyeti ile birleşerek AB içindeki konumlarını sürdürebilirlermiş. (Kuzey İrlanda Yönetimi'nin yaptığı açıklamalarda birleşik bir İrlanda için referandum istenmiş.) Birleşik Krallık'tan geriye, sadece İngiltere ve Galler'in kalması mukaddermiş.
AB'den çıkışın İngiltere'ye milyarlarca pound'a mal olacağı, yaşanacak ekonomik şokla birlikte ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının ciddi oranda düşebileceği konuşuluyor.
Şeytanın sopası yok. AB krizlerden kriz beğeneceği bir duruma doğru sürükleniyor.
Peki biz ne durumdayız? Ortada bir kaos var. Bu kaosun yanı sıra benzer kaotik ortamları başarıyla atlatmış bir AK Parti iktidarı var. AB basınının ve onların Türkiye'deki iflah olmaz muhalif yandaşlarının her türlü çemkirmelerinde odak noktasına koyuverdikleri Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğindeki hâlâ yıkamadıkları bir yapı var. Bu kaotik ortam bundan 15 sene önce ortaya çıksaydı Türkiye ne hale gelirdi bir düşünün.
Bir Anayasa kitapçığının Cumhurbaşkanı'ndan Başbakan'a doğru uçmasıyla ekonomik ve siyasi olarak yerle bir olan sistem, bugünkü koşullarda herhalde tebahhur ediverirdi.
Şimdi hükümete düşen çok ciddi iletişim görevleri bulunmaktadır.
Bir: Britanta Birleşik Krallığı'nda yürütülen kampanyanın bir numaralı iletişim öğesi Türkiye idi. Bu durumun halkımıza defaatle, altı yaşındaki çocuğun anlayacağı üslupta ve açıklıkla anlatılması lazım. Nasıl oluyor da Türkiye böylesine bir faşizan söylemin odak malzemesi yapılabiliyor?
İki: Sayın Cumhurbaşkanını “Tehlikeli Türk” (L'Exspress) gösteren Batı Basını ve onun Türkiye'deki yandaşları karşısında dimdik durmak ve bunun nedenlerini defaatle ve yine altı yaşındaki çocuğun anlayacağı üslupta ve açıklıkla halka anlatmak.
Üç: Birleşik Krallığın AB'den ayrılması sonucunun oluşturacağı ve bizi etkilemesi muhtemel unsurların nasıl yönetileceği ve Türkiye'nin olumsuz etkilenmesinin nasıl engelleneceği defaatle ve altı yaşındaki çocuğun anlayacağı üslupta, açıklıkla halka anlatılmalı.
Belirsizlik tüm iletişim kazalarının ve algılama bozukluklarının menşeidir. Bu kaotik ortamın yarattığı belirsizliğin bir an önce ve öncelikle halkımızın nezdinde ortadan kaldırılması ve spazmın çözülmesi şarttır. Sadece hükümetin müdahalesiyle kontrol altına alınan Dolar'a ve borsaya bakarak “işler yolunda” veya “yolunda değil” denilemez. Başrolüne Türkiye'nin ve mültecilerin konulduğu bir oyun sahnelenirken iletişim boyutunda seyirci kalınması söz konusu olamaz.
“İlahi adalet”in gün gelip gereğini bihakkın yerine getireceğine dair kuvvetli inancı ve inancı yanı sıra kuvvetli sezgisi olan bu halkın, mültecilere tüm gönül kapılarını ardına kadar açan bu halkın, Birleşik Krallık'taki asırlara dayanan o sömürgeci zihniyetin oyuncağı olmayacağını öncelikle Batı basını bizzat yaşayarak görecektir. Görecekler, idrak edecekler ve ama gördüklerini de, idrak ettiklerini de asla ifade etmeyeceklerdir.
Çelme takmaya çalışırken kendi kendilerini çelmelemişlerdir. Açmak istemedikleri Pandora'nın kutusu sonunda açılmıştır.
Kavramlar
İlgili yazılar
- Reçete...
Dün Yeni Şafak farklı bir sayfa düzeniyle yayınlandı… İki tane birinci sayfası vardı… Biçim, içeriğe verilen önemin altını çiziyordu… Okuru karşılayan ilk sayfa, “Ekonominin kurtu…
- Bu iş mahalleden başlamalı…
Türk TV’lerindeki haber ve tartışma programlarını izleyenler acaba nasıl bir dünya ile karşı karşıya olduklarını düşünüyorlar? Ve başta çocuklar olmak üzere ‘maruz kalanlar’, bu h…
- Kendi değerini üretebilenler kazanacak!..
Yıllar öncesinden dostumuz, sözüne ve özüne güvendiğim iletişim ustalarından Kemal Öztürk kardeşimiz, medya sektöründeki ekonomik daralmayı yalnızca ticari bir sorun olarak değil,…
- ‘Bunlar’ adam olmaz…
Neymiş, İstanbul Havalimanı (İGA) inşa edilirken bir miktar ağacın kesilmesi zorunlu hâle gelmiş… Türkiye’nin tekâmülü, iyiliği adına getirilen her projeye, her yatırıma karşı çık…
