İçeriğe geç

topyekun dekolonizasyon

WhatsApp

Dünya çatırdıyor… Mesele sadece savaşlar, çatışmalar ya da ekonomik ambargolar da değil. Bunların ötesinde, daha sinsi, geriye döndürülmesi daha zor olan ‘zihinlere’ vurulan prangalar, bilgiyi ‘tek merkezden’ dağıtan Batı’nın kültürel hegemonyası…

Çok kültürlülüğün, medeniyetlerin beşiği İstanbul, bu gidişatı değiştirme amacı taşıyan bir buluşmaya, Dünya Dekolonizasyon Forumu 2026’ya (World Decolonization Forum) ev sahipliği yapacak.

Enstitü Sosyal tarafından 11-12 Mayıs’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenecek Forum’un teması; “Bilgi Üretimi ve Dolaşımının Dekolonizasyonu”

Yıllardır Batı merkezli anlatıların “evrensel gerçek” diye servis ettiği o ‘tek yönlü’ akış artık sökmüyor, birileri o trafiği tıkamak için, alternatif olmanın ötesinde çeşitli ve zenginlik katan yolları ortaya çıkarıyor. Doğu ile Batı’nın, geçmiş ile geleceğin köprüsü olduğu kadar, adaletsizliğe karşı yükselen sesin de yankılandığı yer olan İstanbul’un Forum’a ev sahipliği yapması bu nedenle son derece anlamlı...

Bu ‘iş’ yalnızca bizim değil, Batı odaklı düşünmenin sızdığı tüm toplumlar için zihinsel kurtuluş savaşının önemli işaretlerinden biri olabilir.

Zaten etkinliğin paydaşlarına bakınca, bu işin çapının ne denli geniş olabileceği de anlaşılıyor: Al Jazeera Çalışma Merkezi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi, Fudan Üniversitesi, Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi, Leeds Üniversitesi IQBAL Eleştirel Müslümanlık Çalışmaları Merkezi, Malezya İslami Düşünce Enstitüsü, Bilgi Dolaşımı Araştırma Merkezi, Shanghai Üniversitesi, Güney-Güney Kalkınma Tarihi Araştırmaları Değişim Programı, Latin Amerika Sosyal Bilimler Konseyi, Endonezya Uluslararası İslam Üniversitesi, Küresel Güney Enstitüsü.

Geçmişin sömürgecilik tarihinin bugün algoritma ve veri sömürgeciliği ile devam etmesi sonucu ortaya çıkan eğitimde tek tipleşme ve kültür endüstrisindeki hegemonya masaya yatırılacak konular arasındaymış…

“İnsani mirasın tek bir merkeze sığdırılamayacak kadar zengin olduğunu tüm dünyaya haykırmak” vizyonuyla yola çıkan Enstitü Sosyal, çok kıymetli uzmanları davet etmiş: Dekolonyal teorinin kurucusu Walter Mignolo, sömürge karşıtı mücadelenin sembolü Frantz Fanon’un kızı ve uluslararası hukuk uzmanı Mireille Fanon, eski Fransız futbolcu ve ırkçılıkla mücadele aktivisti Lilian Thuram, Çin’in küresel stratejileri alanında uzman Guo Changgang, psikiyatrist-yazar Prof. Dr. Kemal Sayar, fizik felsefecisi ve akademisyen Prof. Dr. Enis Doko, Orta Doğu siyaseti ve tarih uzmanı Prof. Joseph Massad, tarihçi Prof. Dr. Halil Berktay, küresel borç krizi uzmanı, ekonomi politik uzmanı Ann Pettifor ve daha birçok ünlü bilim insanı zihinsel dönüşümün yol haritasını çizmek üzere hazır bulunacaklarmış.

Forum’un akademik camia ile sınırlı kalmaması, asıl muhatabı olan geniş kitlelere ulaşması için de çeşitli aksiyonlar planlanmış. Bugün AKM Sanat Galerisi’nde açılan “İnsanlığın Yükü: Bugün Dekolonizasyon Sergisi” ve Atlas Sineması’nda düzenlenecek “Dekolonize Film Günleri” ile meselenin sanatın süzgecinden geçerek toplumsallaşması hedeflenmiş. Ünlü yönetmen Majid Majidi’nin katılımı ve Emel Mathlouthi konseri ise fikrî mücadelenin estetik boyutu…

“Bilgi üretimini sömürgeci yapılardan arındıracak politikalar oluşturmayı” hedefleyen Forum, üç aşamalı uzun vadeli bir planın ilk adımı imiş. 2028’de kurumsal değişimin tartışılması, 2030’da ise toplumsal hayata yönelik somut önerilerin ortaya konulması öngörülmüş.

Bu incelikle planlanmış stratejinin önemli adımlarından birini oluşturan Dünya Dekolonizasyon Forumu 2026 ile İstanbul, küresel vicdanın ve irfanın yeni bağlamını oluşturmaya hazır. Zihinlerdeki sınırların kaldırılması en büyük temenni…

Saraydan sokaklara

Osmanlı’nın renkli dünyasını yansıtan, İstanbul’un kalabalık sokaklarında dolaşan bir şehzadenin yaşadıklarını konu alan animasyon film “Şehzade: Büyük Şenlik” vizyona girdi.

Bir çocuk masalı gibi ele alınsa da güncel sorunlara, aile kurumunu tehdit eden yabancılaşmaya ve aidiyet krizine eğilen animasyon, TRT Sinema, Bilge Yapım ve Popüler Prodüksiyon ortak yapımı imiş. Yapımcıları Osman Subaşı ve Metin Tunçtürk… Senaryo ve yönetmenlikte Murat Karahüseyinoğlu imzası var…

Çocuklarımıza ‘iyi şeyler’ sunmanın hayati olduğu şu günlerde hayırlı bir iş… Kültür Bakanlığı destekli film, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 22 bin okula tavsiye edilmiş…

Hikâyede, “ekranlara ve algoritmalara teslim olmuş terbiye” kavramı sorgulanırken, aldığı köklü terbiyeyi bir pusula gibi yanında taşıyarak dünyayı keşfeden çocuğun portresi çizilmiş...

Çocuklarımızın hâli, okullarda, sokakta yaşanan şiddet olayları hiç de hayra alamet değil… Öte yandan bunlarla mücadele etmek için “Oyunları yasaklayalım” gibi gerçekçi olmayan ve çözüme hizmet etmeyecek yaklaşımlar vakit kaybından ibaret… Olması gereken ise “Şehzade: Büyük Şenlik” filmi gibi, biçim ve içerik olarak günceli yakalayan yani çocukları cezbedecek, fenomeni ise kültür ve değerlerin sahiplenilmesine hizmet edecek yapımların sayısını artırmaktır…

Şu yasaklama fikrini ne kadar çabuk kafamızdan atsak, onun yerine gerçekten bir şeyler yaparak, üreterek, kaliteyi artırarak çocuklarımıza sağlıklı ortam sunan içeriklere yatırım yapsak, o kadar yerinde olacak!

Kavramlar

İlgili yazılar